Anti-Militarist Barış Harekâtı 2. Harekâtın yıl dönümde konser düzenliyor! Ana tema; AYŞE, YETER! EVE DÖN!

158

Anti-Militarist Barış Harekâtı adıyla bir araya gelen Baraka Kültür Merkezi, BKP Gençlik, Doğa Dostları Derneği, Kıbrıslı Gençlik Platformu, YKP Gençlik ve bağımsız genç aktivistler, 14 Ağustos 2010 Cumartesi günü saat 21:00’da Küçük Kaymaklı’daki Barış Manço parkında “tatildeki Ayşe” teması ile barış, anti-militarizm, bağımsızlık ve halkların kardeşliği özleminin vurgulanacağı bir konser düzenliyor. Türkiye’de devrimci müziğin öncülerinden olan ve kendine has tarzıyla tanınan Bandista ve ülkemizin kültürel değerlerini devrimci müzik ile harmanlayan Baraka müzik topluluğu Sol Anahtarı sahne alacak. Bunun yanı sıra konserde protest rap müzik yapan genç sanat aktivistleri de yer alacak.

Bu çerçevede eylemi destekleyen örgüt temsilcileri ve aktivistler 9 ve 11 Ağustos’ta Lefkoşa’da bildiri ve afiş dağıttı…

Etkinliği düzenleyen örgütlerin konser çağrısı ise şöyle:

“Bir konser var bugünlerde. Sırtında haksızlığı koruyan silah, belinde karanlığı sulayan matara, omzunda esareti emreden apoleti olmayanların düzenlediği bir konser… Bandista adaya geliyor bizlerle birlikte özgürlüğü, barışı, halkların kardeşliğini haykırmak için. Sol Anahtarı karşılıyor kendi şarkılarıyla dağın ve denizin ötesinden top tüfek yerine ezgisini getirenleri ve eşlik ediyor diğerleri kurtuluşu özleyen alkışlara. Davetlidir tüm memleket işgallerin, işgal ettirenlerin ve işgal edenlerin olmadığı bir Kıbrıs ve dünya için savaşmakta olanların düzenlediği şenliğe. Bu da bizim çıkarmamız, adı Anti-militarist Barış Harekâtı… 14 Ağustos 2010 Cumartesi saat 21:00’da Barış Manço Parkı’nda neşenin, kardeşliğin, sevginin, umudun ve gerçekten barış için savaşanların şarkılarını söylemek üzere buluşuyoruz. Siz de gelin, siz de buyurun.”

Konserde sahne alacak gruplar hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler, Bandista için: http://www.tayfabandista.org/, Baraka müzik topluluğu Sol Anahtarı için: http://solanahtari.baraka.cc adreslerini ziyaret edebilirler.

BANDİSTA kim?

1 Kasım 2009’ta yazılan yazıda Bandista kendilerine ve düşüncelere dair ipuçları veriyordu. Bu neden Bandista kim sorusunun cevabının bir kısmı bu yazı olabilir… Yazı şöyleydi:

İlk hamlesini 2008 Haziran ayında Rock-A(lternatif) festivalinde yaptığımız Bandista’yla geçen süre içinde haylisi grev, direniş, eylem dayanışması olmak üzere 100′ün üzerinde performans gerçekleştirmenin yanı sıra 1 Mayıs 2009′da “De Te Fabula Narratur” ve 12 Eylül 2009′da “Paşanın Başucu Şarkıları” kayıtlarını yayınlayarak oldukça yoğun bir dönem geçirdik.

Bir yandan eylemin gücüne ve öğreticiliğine olan inancımız bir yandan da muhalefetin farklı biçimler ve seslerle onlarca farklı alanda sürdürülebileceğine olan itikatımızla yürüyüşümüzü sürdürüyoruz.  Bu, menziline her hamlemizde tekrar tekrar ulaştığımız, bazen kendi etrafımızda daireler çizdiğimiz, bazen barikatları aşıp geçtiğimiz, bazen de yürüdüğümüzün bile farkına varmadığımız, ama topyekûn, ama dünyayı ekseninden oynatan, ama ritmi tutulması gereken, ama evvelde başlayıp ahire dek sürecek bir yürüyüş. Yüzlerce patika muhalefet-mukavemet âleminin dağları, ovaları, şehirleri ve mağlubiyet ve galibiyetleri ve tarihi ve belleği içinden arşınlanmış, arşınlanmakta ve arşınlanmayı bekliyor… Yürüyoruz!

(…)

Bandista’dan çıkan ses ne bizden menkul ne de bizimle mevcuttur.. Sözün, gırtlağın, müziğin, bazen bizzat bedenlerimizin olduğu her direniş anı, mekânı, alanı bu sesin yeniden yeniden çıkmasına imkân verir. Hep savunageldiğimiz gibi bu, isimlerin ve kişilerin çok ötesinde, müşterek bir tarih, bugün ve geleceğin çizgisel olmayan bir biçimde iç içe geçtiği, neye özlem duyup neyi yaratmaya çalışıyorsak bizzat onu yaşamamız ya da istememiz gereken bir vahdettir. Devrimciliğimiz, devrim yapmak arzusundan değil bizzat devrim olma pratiğinden müteşekkildir.

Daima gözettiğimiz gibi hakikate hakikat muamelesi yaparak söylememiz gerekirse Bandista’nın muhalefet-mukavemet âleminde gördüğü talepkâr karşılık, tam da âlemimizin kendi hikâyesini dinlemeye değil anlatmaya ne kadar ihtiyacı olduğunu bizce somutça ortaya koymuştur. Tüm eylemlerimizi oluşması olasılığı her zaman mevcut bir tüketim, yıldızlaştırma, mübalağa ve metalaştırma temayülü tehdidini akılda tutarak gerçekleştirdik. Bunun yanında yaşadığımız muhtelif ve münferit tecrübeler özellikle emeğe hakkını vermeye dair, temel olması elzem, ilkemizin bazen âlemimiz içinde bile ne kadar görmezden gelindiğini ve yine âlem olarak araç ve amacı nasıl da birbirinden tamamen bağımsız ve bir tür hiyerarşi içinde ele almaktan mustarip olduğumuzu gösterdi. Ek olarak samimiyetimiz ya da niyetimizden bağımsız olarak kimi eylemlerimizde kitle kalabalığı, önem ya da bağlam hiyerarşisinin asıl söz ve tekabüliyetin önüne geçtiği ya da gerisinde kaldığını gördük. Bu noktada altını çizmek istediğimiz, gerçekleştirdiğimiz herhangi hamlenin asıl iddialarımızın tecessümü olduğu kabulüyle, bu hamlelere dair özen, ayrıntılara dikkat ve eleştiriye açıklığın başlangıç noktamız olmasıdır. Suret değil asıl, temsil değil hakikat..

Ve yine tüm bu süreç içinde bizim ellerimizden oluşan hatalar da olmuştur. Hiçbirini bir tür liberalizm ya da yaptık olduculuk içinden savunmayacağız. Her türlü eleştiriye ve katkıya açık olduğumuzu her fırsatta belirttik. Ancak bizi, bizim asla kendimizi konumlandırmadığımız bir yeni olma iddiası ya da redd-i miras içinden tarif ve tenkit etmeye de geçit vermeyeceğiz. Tarihe borçlu olduğumuz ve tarihi borçlandırmak istediğimizi mütamadiyen dile ve eyleme getirdik. Ve yine bununla beraber özgürlükçü, anti-kapitalist, feminist, anti-militarist, ekolojist, enternasyonalist, anti-hiyerarşik ve emek eksenli bir mücadele hattı içinden konuşmak ve üretmekten de beis duymuyoruz.

Anamızın amele sınıfı olduğunu unutmadan, özgürlüğün elimizde olduğumuzu bilerek, katillerden hesap sormak için, geleceğimizin kapitalizmde olmadığı inancıyla, biz bu koca bandoda sadece bir ses, hep birlikte haykırıyoruz  “Kazanacağız! DAİMA, DAİMA, DAİMA”

Sokaktaydık ve sokaktayız. ‘Onlar’ın yazdığı tarihi ta kökünden silerek bir başka âlemi kurmaya dair mücadelemiz, eylemlerimiz başka sesler, bedenler, biçimler içinde sürecektir.

Her yerdeyiz!

Her yeriz!