Açıkgözler köşe kapmacada – Alpay Durduran

67

Halk deyip heyecana kapılanlar ve ona kutsallık izafe edenler gitsinler UBP kurultayına. Oradaki durumu görüp somut halkın ne olduğunu ve acımak mı saygı duymak mı gerektiğini tayin gerekir. Ne de olsa halk güçlüdür ve isterse alır. Kim ne derse desin dünya halkın dediğinin olmasını destekler. Bugün hala hayatta olanlar varsa Kontrgerilla veya Ergenekon denilen musibet tarafından öldürülmediyse dünyanın desteği olduğu için öldürülmemiştir. Onun için UBP kurultayının anlattığı gerçekleri izlemek gerek.

Demek değildir ki halk ezilmiştir ve umudu kesmek gerek. Hayır. Halk kısa vadeli ve küçük hesapların uzun vadeli hesaplar yanında uzun vadeli çıkarların kollanmasının daha iyi olduğunu ve onlardan fedakârlık yapıp küçük hesaplar peşinde koşmanın mutlaka zararını göreceğini anlaması sağlanmalıdır.

UBP kurultayının öncesinde genel kurullar yapıldı. Oralarda ve ilgili olarak basında yer alan olaylar açıkça bir skandalı gösterir. UBP hükümette olduğu için hâkim olamasa da iktidar olmasa da menfaat dağıtmada usta ve olanak sahibi olduğu için inanılmaz bir menfaat kavgası gözler önüne serildi. Ummadık insanlar çok büyük sayılarda yalakalık yarışına girdi. Büyük servet sahibi olduğu için kimseye muhtaç değil sanılanlar mı istersiniz, akademik hüviyet taşıdığı için bilimin namusunu koruyacağına inanılanlar mı istersiniz, her cinsi oralarda görebildiniz. Daha geçen hafta hükümete protesto yürüyüşünü destekleyenleri de bulabilirdiniz. İkide birde dünyanın en ileri üniversitelerinde yetişip de iktidar için yolunu açmak gerektiği iddia edilenleri de görebilirdiniz. İdari bilimlerin üzerine ahkâm keserken idarede emir yok, yasaya uyun demek var; yazısız emir yok yazılı talimat var; iş tanımı ve başarı göstergeleri olmayan idare olmaz diyen ve iktidarlar gelir gider kalıcı bir kamu yönetimi iktidarlardan bağımsız varlığını koruyabilmelidir diyenler de etrafta idi.

Dev bir çöplüğe saldırıp kemirmek isteyen fareler gözümüzün önünde canlandıysa haklıyım demektir. Canlanmadıysa siz bu yazının devamını okumayın.

O insanların bazılarının sandığı gibi UBP ideolojisini veya siyasi düşüncesini beğendiği için oraya koştuklarını sanmayın. Onların derdi kapışariye ortak olmaya devam veya katılma derdidir. Ahalinin akıbeti ne olacakmış diye bir dertleri yoktur.

Eskiden öyle büyük mağazalar yoktu. En çok bir iki tezgâhtarlı dükkânlar vardı. Sahibi de hemen her zaman orada idi. “Alpay Bey sizin için şu kadara olur” demelerine gülerdim.  Çünkü üstüne bir etiket koysa ve fiyatını görsem çok memnun olacaktım ama senin için bu kadar olur dediğinde beni enayi ve cahil biri olduğum için kazıklıyor mu diye düşünür ve hem kazık yemenin hem de müteşekkir olmak zorunda kaldığım için kendime kızardım. Çünkü hiçbir fiyatı doğru dürüst bilmezdim, hala da bilmem.

Şimdi ise bol bol büyük mağaza var. Sandım ki artık fiyatlar belli olacak, patron ortada olmadığı için insanlarımız kendilerini ilgilendirmeyen patron için çarık çürük şeyleri satmayacak. Çok sık hayal kırıklığına uğradığım için insanların patrondan fazla patroncu olduklarına inandım. Solcu geçinenlerin içinde bile bol bol ekmek veren el ısırılmaz sözünü kullanan olması tam bir hayal kırıklığı sebebi. Güya solcular ilk iş olarak emekçinin emeğinin hatırı sayılır bir kısmının kesildiğini ve ancak emeğini satmaya razı olacağı bir miktarın kendisine ödendiğini öğrenirler. Ödenir ödenmez ikinci derece denkleminin köklerini veren denklemden daha hızlı unuturlar galiba…

Nasıl olur da sakat malları öve öve patron için satarlar hayret bir şey. Yoksa hayret edilmesi gerekenler bizim gibi toplumumuzda sınıf bilinci varmış gibi düşünenler midir? Yakası ortada buluşmayan gömleği bana çok yakıştı deyip kakalayan tezgâhtarı nasıl anlamalı.

Devlet laboratuvarı müdürü olup da tahlil sonuçlarına tam inancı olduğunu  kuvvetle iddia edip bize kotlu olarak yolluyorlar nereye ait olduğunu bilmeyiz diye açıklama yaptıktan sonra bir tablo halinde ne sıklıkla numuneleri aldıklarını yayımlayınca ürünlerimizin denetlendiğine ve güvenilir ürünler tükettiğimize inanmamızı bekleyen var. Bizim neden o numunelerde kaçının bozuk çıktığını da yazıp halka bir fikir vermediğini bunun da mı yasada yasaklandığını düşünmemizi beklemiyor. Yasaya halka bilgi vermek için bir tablo yayımlanacaksa sadece numune sayısı verilecek iyi kötü denilmeyecek diye madde mi konuldu? Kimse bize karışmıyor, üçlü kararnamelerle bile müdürümüz yerinden oynatılmıyor diyor ama iyi kötü açıklamadığına göre böyle İYİ MEMURU buldular da bunayacaklar ve işinden mi edecekler diye düşüneceğimizi hesap etmiyor.

Sayın müdür siz suya sabuna dokunmazsanız size neden dokunsunlar ki!

Siz bağımsız laboratuvarların su tahlili yapmasını menfaatlerini tehdit ederek engelleyen ve tabipler birliğinden birilerinin bir halka hizmet örneğini bile engellemeye çalışan bir idarenin emrini dinlemeyi iki kuruşluk barem içi veya dışı artış için kabul eden ve halkına suyunuzun ve hıyarlarınızın örneklerini inceledim yüzde biri bozuk bulundu deme medeni cesaretine tercih ettiniz. Size anayasayla dokunulmazlık verildi. Dünyada bu kadar güvenceli memur sadece burada vardır ama siz güvenceyi kullanmayı reddettiniz. Ne yapalım yani sizi izleyip enginarların nerelerden toplandığını öğrenip hangilerini evladınıza yedirdiğinize göre mi hareket edelim.

Adam Lefke’de gölete iskele yapıp üstüne taverna inşa etti ve gölete balık atıp şenlendirecek ve güzel manzarasını müşteriye sunacaktı. Ona balıkları satan daire müdürü balıklar zehirlenip ölünce ancak göletin zehirli olduğunu söyledi ve etrafında ot bitmeyen bir gölete balık mı atılır dedi. Zehirli yere gölet yapıp dış yardımları kör çar eden bir idarenin insanlarımızı da kör çar ettiğini böylece öğrendik.

Böyle idare böyle ahalinin idaresi olur.

UBP kurultayına toplananların sayısına bakın gelecek için tahminde bulunun.