AB yurttaşlığı akla dönmeye başladı – Alpay Durduran

113

durduran2Yıllar önce Çek elçisi patimizi ziyaret ettiği zaman yeri geldiği için “sizle biz yurttaşız çünkü AB kimliğimiz var” demiştim. Bir an şaşkınlık geçirdi ve kulak arkası etti. Ne düşündüğünü net olarak anlamadım.

Yıllar önce Avrupa’da bir daha savaş olmasın diye yapılan çalışmalar sonucunda etkinlik kazanan ve AB’nin kurucu babaları olarak anılan iki kişi Şuman deklarasyonu (bildirgesi) ile AB’nin amacını belirtti.

Avrupa’nın en önemli korkusu bir eksikliğinden kaynaklanıyordu. Amerika ve o zamanki Sovyetler Birliği iki süper güç olarak egemen olmuştu. Onların karşısında teknolojik gelişmelere liderlik etmek için gereken büyüklüklere sahip olmak için hiçbir Avrupa devleti yeterli değildi. Onun için ilerleyemeyip geride kalmakla yüz yüze idi. Bunun için de Avrupa’da birleşmelere gerek vardı. Çünkü devlet eliyle kaynak ayıran sol kanattan olmadıklarına göre piyasa kurallarına göre kaynak ayıran bir ortama gerek duyuluyordu.

Başlangıç olarak dev kömür yakan ve yirmi dört saat söndürülmeden çalışması gereken fırınlara sahip demir çelik sanayisi ve olan çalışan kömür sanayisi için demir çelik ve kömür birliğini kurdular. Ulusal hudutlardan aşan dev bir birliktelik kendini dayatmıştı yoksa kapanacaklardı.

Bunun başarısı için sermaye ve piyasa birliği gerekli idi ve o yöne ilerlediler. AB’nin kurucuları bu yönün sonunda tüm katılan devletlerin bir daha birbiri ile savaşa kalkışamayacak kadar bağlanacaklarını düşünüyorlardı. Fayda düşüncesi ulusalcılığı törpüleyecekti.

Ortak Pazar ve AET ve nihayet AB böylece Avrupalılar tarafından gerçekleştirilebildi.

Ancak ortak Avrupa fikri buna paralel gelişmedi. Avrupa içinde hala genişlemeci değil tam tersi tutucu yani ulusal sınırlara kapanmayı savunan akımlar etkinliklerini korudular. Yani kendini Avrupalı diye nitelese de ulusal adıyla örneğin İtalyan olmak daha anlamlı olarak kaldı.

Anlaşılan o ki Avrupalılığı demokratik hukuk devletinin sağladığı güvenceyle yeterli görüp ülke veya ulusunu kültürel niteliğinden öteye götürmemeyi kabul etmeyen geniş kitleler vardır ve daha çok yol kat edilmesi gereklidir.

Ortak dış politika ve savunma politikası oluşturamaması da bu zaafının işaretidir. İngiltere gibi kuşkucular ve para birliğindeki sorunlar da yeni üyelerin AB ile sürekli ters düşmeleri genişlemede içe dönül yeni sorunlar ciddi sorunlardır ve ele alınıp çözülmelidir.

Onun için demokratik hukuk devletinin sağlayacağı olanaklarla Avrupa yurttaşlığının yerleşmesi kurucuların fikirlerine uygun şekilde sağlanmalıdır.

Türkiye yeni bir üyedir. Demokratik hukuk devletinin uzağında olduğu açıktır ama AB üyeliğini istemektedir. Ancak AB temel politikalarına ters uyum sağlayacak yeteneği kuşkuludur. Onu AB’ye almak çok değişimler geçirmesine bağlıdır. Yeni üyeler arasında ve Kıbrıs gibi eskimiş üyelerde de sıkıntılar vardır. Genişleme politikası ve sürekli değişim talepleri yanında sapmalara da değinmek gerekliliği vardır.

Onun için büyük kurucular birçok şeyi zaman içinde sağlamayı amaçlamaktadırlar. Kültürleri de bunu gerekli kılmaktadır. İkiyüzlülük ve kararlılık eksikliği bu yüzden ortaya çıkmaktadır.

Kıbrıs ve Türkiye AB politikalarına çok konuda ters düşmektedirler ama AB onları zorlamamaktadır. Nedeni diyalogla aşma kültürüdür. Onların AB’ye muhtaç olup onun telkinlerini benimsemelerini beklemektedir.

Son terör saldırılarının ortaya çıkardığı bir gerçek olarak AB içinde yurttaşlığını kabul edenlerin dışında yabancı gibi dolaşanların fazlalığı ve onların yeni kuşaklarının da AB yurttaşı olamadıklarını göstermektedir. Özgürlüklere rağmen insanların gettolaşmasını önleyen yalnızlaşmış insanlar vardır ve aşırı dinci öğretiler terörist yetiştirmek için kaynak bulabilmektedirler.

Çeteleşme veya yandaşlaşma etkili olabilmektedir.

Bunların düşünülüp çözüm aranırken AB yurttaşlığını önemsetmek ve bunun gerçekten bir anlamı olduğunu kabul ettirmek gereklidir. Avrupa medeniyeti ile başka medeniyetlerin bir birinden koparılması iyi değildir. AB yurttaşlığı süregelen dünya medeniyetinin sahiplenilmesini gerekli kılacağı açıktır. Avrupa Hristiyan medeniyeti değil ondan laiklikle ayrılar veya onu zenginleştiren Rönesans ve Fransız devriminin sonunda ortaya çıkmıştır. Fransız devriminde temel insan hakları bildirgesi laikliği ve evrenselliği ileri sürmüştür. Örneğin yerleşim ve dolaşım hakkı ve özgürlüğü yurttaşa değil kişiye verilmek istenmiştir.

İnsana dokunma diyen Avrupalı bugün karikatürün tahrik edici olup olmadığına kararın artistin kararı olması gerektiğini TC yetkililerine hatırlatmaktadır. AB yurttaşı olmak istiyorsan unun anlayacaksın.