AB ile koordine çalışma gerekli – Alpay Durduran

132

durduran2Kıbrıs sorunun dış politika ile ilgili olduğu yine ortaya çıktı. Dünyanın başındaki en büyük sorun olan Endonezya’dan Fas’a kadar terörle yürütülen kavgalar Kıbrıs’ta sükûnet ve görüşmelere devam isteği etkili oldu ve görüşmeler fazla patırtıya neden olmadan yürütülüyor. Ancak bu dünya barışına katkıda bulunurken zaaflar devam ediyor.

Kıbrıslılar ne yazık ki dış dünyanın ilgisine önem verirken samimi olarak onunla koordinasyon yapmıyor. Kendi özel gündemin koruyor ve ilgisinin çözüm yolunda yardımcı izin vermiyor.

Annan planı döneminde Rum liderliği kabulü olanaksız bir tutumla halkı bilgilendireceğine çok tehlikeli bir durumun ortaya çıkacağı iddialarını güçlendirecek yalan haberlerle tahrik etti. Şaşırtıcı ve hesap sorulması gereken bir tutumla referandumda hayır oyu verilmesini istedi.

Bir siyasi lider kendinin sürdürdüğü bir çalışmanın sonucunda ortaya çıkan bir planı bazı aklı evveller sen halkına sun dedi diye referanduma sundu ama reddedin dedi. Bu ne anlaşılabilecek ne onaylanabilecek bir tutumdu. Halkının felaketi olacağına inandığı bir planı tamamlanmış kabul edip referanduma sunmak ve hayır denilmesi için devlet ve kilise destekli kampanya yapmak şok edici olmalıydı ama tartışılmadan referandum yapıldı. Sanki olağan bir referandumdu. Siyasi partiler kampanya yaptılar ve oylar verildi.

Bir ülke düşünün ki kaderi belirlenecek ve anayasası kaldırılıp yerine yenisi konulacak ama referandum iki ayrı bölgede olacak diye iki ayrı birbirinden habersiz siyasi kampanya yapıldı. İki taraf ayrı ayrı kampanya yaptı ve sözde özgür ve özel ve resmi medya varken diğer toplumdan kimseleri tartışmaya çağırmadı. Çok cılız örnekler çok yetersiz haberler yaptı.

İşin garibi lider diye tanımlar yapılıp “yetkiyi kimden aldın, yetkinin yasasal sınırları ne idi” sorgulanmadan görüşmeler yapıldı. Sonunda da tek bir konuda “şu öneri iki tarafa da yarar sağlayacak” iddiası ağıza bile alınmadan görüşmeler sona erdirildi. Eldeki metinleri okuma olanağı çok sınırlı oldu ve oylar kullanıldı.

Türkiye yetkilileri “anket yaptık ve Güney’in reddedeceğinden emin olduk. Sonra Kuzey’e evet dedirttik” mesajları tekrar tekrar verildi.

Böyle görüşme ve sorun çözme olmaz. Kıbrıs’ın tümünün çıkarları için en iyisi bu diyerek çalıştıklarını kanıtlamalıdırlar.

AB ve diğer ilgili devletler ve BM Kıbrıs’ta bir çözüm bulunması için yapılan çalışmalara yardımcı olmak isterler çünkü yetkililerin aldıkları kararlar onları bağlar ve hesap vermek zorunda oldukları için görevlerini yapmak isterler. Ayni zamanda dünya barışı için katkı yapmasını isteyenler vardır, çaba harcarlar.

İsterler ki Kıbrıs’ta çabalar sonuç versin. Yollar hakkında da bilgi sahibidirler ve o yollardan gidilmesini isterler. Yabancılar kendi çıkarlarını düşünürler demek bir gerçektir ama o çıkarları onlar bilirler. Bizim onların yerine sade tahmin yapmamız olasıdır. O zaman da neye dayanarak onların çıkarları ile Kıbrıs’ın çıkarlarının uyuşmadığını izah etmek ve emin olmak zorundayız.

AB der ki Kuzey’in ticaret yapmasını engelleyen ne varsa kaldırılmalıdır ve Türklerin rahatlamasının çözüm isteğini artırması olasıdır. Onun için serbest ticaret tüzüğünü onaylamıştır. Güney ise bunun olmaması için gereken her şey yapmıştır. İlginçtir Kuzey de engel olmak için tanınma yolunda ilerleme sağlamayacak olan adımlara yardımcı olmamıştır.

Bunlara bakarsak Kıbrıslıların üyesi olmakla iftihar ettikleri AB’nin Kıbrıs politikasına karşıdırlar.

Daha da önemlisi AB’nin müdahil olmasına da karşıdırlar.

Bu halde dış politika yürütüp de etkili olmak düşünülemez.

Güney Kıbrıs sorununda durumu değiştirmek için uğraşır. Ama karşısında büyük güç vardır. Bu gücü amaçlarına engel olmaktan çıkarmak isterse AB’nin desteğini almak zorundadır. Annan Planı referandumunda da görüldü ki Rumlar kendi bildiklerinden şaşmak niyetinde değildir. Dışişlerinin sözcüleri açıkça kabulü olanaksız şeyleri, bugüne kadar görüşmelerde varılan ve BM belgelerine ve kararlarına geçen uzlaşmalara karşı konuşmaktadırlar. Hala daha Güney dışişlerinin federal bir çözümü desteklediğini gösteren federatif devletlerin demokratik olmadıklarını iddia eden görüşleri konferanslarda, açık oturumlarda ve panellerde ileri sürmektedirler.

O nedenledir ki Kıbrıs’ın Kuzeyi de güneyi de güven vermemektedir. Durum acıklıdır. Kıbrıs sorununun çözümü barışçı yöntemlerle çözülmesi BM ve uluslararası toplumun desteği ile olsa olacaktır. Sorunun taraflarının güçleri yetmez. Yardımcı olmak isteyenlerin onların sözlerine güvenmeleri şarttır. Ancak güven sıfırdır. Diplomaside kandırmaca ustalık sayılır. Hâlbuki aldatmacanın ömrü sınırlıdır. Aldatıldığını görenler sizi terk eder.

O halde nasıl oluyor da sürekli BM kaynaklarını harcayarak masaya dönmemize göz yumarlar derseniz yanıtı genel siyasal durumdur. Görüşme olması havanın yumuşak kalmasına ve dünya devletlerinin özellikle devlerinin başka politikalarının yürütülmesine izin verir olmasıdır.

Şimdi de çözüm umudu olmamasına rağmen görüşmeler için kaynak israf ederler ve çıkmadık canda umut kesilmez, ola ki diye desteklerler. Çözümün olasılığının ortada olmadığını herkesin gördüğü zamanda bile onlar görüşün derler. BM’den görevli desteği verirler.

BM’nin uzlaşma konularındaki açıklaması, ardından Cuellar belgesindeki uzlaşılan noktalar, eşit mesafede olunan noktalar ve uzlaşılamayan noktalar cetvelleri ve arkasından gelen Downer cetvelleri onları bağlayamadı. Şimdi de uzlaşılan noktaların listelenmesi çalışması başladı.

Bu işin sonu yok. Dönüp dönüp ayni konuları baştan görüşmeyi sürdürüyorlar.

Kıbrıs’ta gerçekten çözüm isteyen BM ve AB ile koordinasyon içinde hareket etmelidir. Bir AB üyesinin AB’nin Kıbrıs politikasını desteklememesi, ona uygun hareket etmemesi kabul edilemez. Etkili olmak ve çözümü sağlayacak baskıyı yaratmak isteyen AB’nin desteğini alır.

Hem AB’nin desteğini almak isteyeceksin hem de AB’nin Kıbrıs politikasını uygulamayacaksın; tutmaz. Yeşil hat ve direkt ticaret tüzüklerinin uygulanmasına yardımcı olmalısın. AB parlamentosu maskaralık değildir. Tavsiyelerine uyacaksın. Uyamıyorsan nedenlerini izah edeceksin. Ola ki makul nedenlerin vardır. O zaman o nedenlere çare arayacaksın.