8 Mart’ta sokağa!

63

Aralarında YKPfem’in de olduğu bazı siyasi parti ve sivil toplum örgütleri, toplumsal cinsiyet eşitliği talebini “haykırmak” amacıyla 8 Mart’ta, “Dünya Emekçi Kadınlar Günü Yürüyüşü” düzenliyor.

YKP FEM, CTP-BG Kadın Örgütü, TDP Kadın Örgütü, Yurtsever Kadınlar Birliği, Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası, Belediye Emekçileri Sendikası, Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası, Meclis Çalışanları Sendikası, Baraka Kültür Merkezi, Feminist Atölye, Halk Sanatları Derneği ve Gençlik Kulübü, Homofobiye Karşı İnisiyatif, Kıbrıs Türk Yöneticiler Derneği, Yöneticilik Merkezi, POST Araştırma Enstitüsü ve Sosyal Riskleri Önleme Vakfı’nın ortaklaşa düzenleyeceği yürüyüş saat 15.30’da Lefkoşa Kuğulu Park’ta başlayacak.

Dünya Emekçi Kadınlar Günü Yürüyüşü Organizasyon Komitesi KTAMS’da düzenlediği basın toplantısında, yürüyüş ve amaçlarını açıkladı. Toplantıda, Organizasyon Komitesi adına Doğuş Deryakısa bir sunuş konuşması yaptı ve ortak açıklama okundu.

 

DERYA: “TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİNE GÖRÜNÜRLÜK KAZANDIRMAK İÇİN”

Doğuş Derya, konuşmasında, Dünya Emekçi Kadınlar Günü Yürüyüşü düzenlemenin haklı gururu içinde olduklarını söyledi. Yüreği demokrasi, adalet, eşitlik, özgürlük için atan tüm insanların katılmasını bekledikleri yürüyüşün önemli bir adım olduğuna dikkat çeken Derya, bugüne kadar insan hakları ve özgürlükleri için mücadele verilirken sergilenen birlikteliğin ilk kez toplumsal cinsiyet eşitliğine görünürlük kazandırmak için oluşturulduğuna dikkat çekti.

Derya, “Milliyetçilik, militarist, otoriter düzenlerden nasibini ziyadesiyle almış bir ülke olarak toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarını çok geç konuşmaya başladığımızın bilinciyle güçlerimizi birleştirmeye karar verdik” dedi.

Doğuş Derya, amacın “toplumsal varoluş mücadelesi verilen bugünlerde toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının da bir demokrasi ve adalet mücadelesinin parçası olduğunu göstermek ve bu uğurda çaba göstermek olduğunu” kaydetti.

“HALA DAHA KADIN TALEPLERİ VE KADIN SÖZÜ GÖRÜNÜR OLAMAMAKTADIR”

Açılış konuşmasının ardından Organizasyon Komitesi üyesi Nazen Şansal, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin ortak açıklamasını okudu. Yürüyüşe katılım olması için çağrı yapılan ortak açıklamada, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Yürüyüşünü gelenekselleştirmeyi ve toplumsal cinsiyet eşitliği talebini yinelemeyi amaçladıkları kaydedildi. Açıklamada, “Grevlerde, mitinglerde, varoluş mücadelemizde her yaştan kadınlar ön planda olmakla birlikte, hala daha kadın talepleri ve kadın sözü görünür olamamaktadır. Erkek egemen kültür ve toplumsal cinsiyet rolleri sorgulanıp, alaşağı edilmeden, kadınları ve toplumun özgürlüğü ve varoluş mücadelemiz hedefine ulaşamayacaktır” denildi.

“CİNSİYET AYRIMCILIĞINI İLİKLERİMİZE KADAR HİSSEDİYORUZ”

Sosyal ve politik anlamda kadınların geri planda bırakıldığı, çalışabilecek kadınların çoğunluğunun çalışamadığı, hayatı yeniden üreten ev içi kadın emeğinin yok sayıldığı KKTC’de cinsel ayrımcılığının iliklere kadar hissedildiği belirtilen açıklamada, devletin, kadınların yardım alabileceği nitelikli kurumları oluşturmakta geri durduğu, ataerkil ve militarist söylemlerin ön planda olduğu kaydedildi.

Açıklamada “Hedefimiz, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinin toplumsal varoluş mücadelesinin bir parçası olduğunu gösterebilmek ve hayatı, herkes için yaşanabilir kılabilmektir” denildi.

 

“KADINLARIN ÇÖZÜMÜN ÖZNESİ”

Ortak açıklama şöyle devam etti:

“Bizler, zenginden fakire, erkeğin kadına, heteroseksüelin diğer cinsel yönelimlere, insanın doğaya, çoğunluğun azınlığa hükmetmediği eşit ve özgür bir dünya için 8 Mart’ta sokakta olacağız. Bizler, toplumsal eşitsizliğe maruz kalanlar ve LGBTQ (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Transgender ve Queer) bireyler olarak sesimizin çeşitliliğinin duyulduğu ve haklarımızı adilce icra edebileceğimiz bir yaşam talebiyle yürüyeceğiz. Bizler, ülkemizin yüz karası gece kulüplerindeki insan hakları ihlallerini kınamak ve yetkilileri derhal mekanları kapatmaya çağırmak için haykıracağız. Toplumsal varoluş mücadelemizin sürdüğü bugünlerde Kıbrıs sorununun çözüme kavuşturulması gerektiğinin de altını çizerek kadınların çözümün öznesi olduğunu vurgulayacağız.”