24 Eylül 1990 tarihli YKP Sekreterya kararında Asil Nadir olayı değerlendirilmişti!

74

Sınırlı sorumlu şirketler, özel veya anonim (Private veya Public) olsun şeffaf olmak zorundadırlar. Sahipleri gibi görünenlerin şahsi servetleri üzerinde kimsenin hak iddia edemeyeceği ltd. şirketler, devlet tarafından sıkı denetlenmek zorundadırlar. Her şeyleri ile halka açık olmalıdırlar. Herkesin bir harç karşılığı bir devlet organından gerekli ve yeterli, doğru ve denetlenmiş bilgileri alma hakkı olmalı ve devlet bunu sağlamalıdır.

Kıbrıs’ta da yasalar, İngiliz döneminden kalma yasalardır ve bu kuralları öngörmektedir.

Görev devletindir. Limited (Private veya Public) tüm şirketlerin doğru ve denetlenmiş, gerekli ve yeterli tüm bilgileri şirketler mukayyitliğinde toplamaları zorunluluğu sağlanmalıdır. Sağlatamadığı miktarın üzerinde kurulmalarına izin vermemeli ve sınırlı sorumlu tüzel kişilik yaratmamalı, hak verdiklerini de mutlaka yasaya uydurmalıdır.

Asil Nadir, Kıbrıs’ta kendisinin veya arkadaşlarının adına limited şirketler kurmuştur. Parasının kaynağını araştıran yoktur. Yavaş yavaş Kıbrıs’a servetler akmaktadır. Şirketler mukayyitliğinde kaynak olarak hiçbir şey gösterilmemektedir.

Granit limited için bir kaç milyar harcanmıştır. Kimin harcadığı belli değildir. Ortakları olarak görünen Kotak, T. Yenağralı ve M. Yenağralı hiçbirşey harcamamıştır.

Bu örnekler göstermektedir ki suç işlenmektedir.

Paranın İngiltere’den akması, kaynağın bildirilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Para ve kambiyo mevzuatı, kaynağı belirsiz döviz bulundurmayı serbest bıraksa da Şirketler yasası açıklık zorunluluğunu kaldırmamıştır. Birisi cebinde bulundurabilir ama tüzel kişiliğe yatırmaya kalkarsa açıklamak zorundadır.

Ayrıca Kıbrıs Türk toplumunun Dünya’ya karşı sorumluluğu vardır. Kıbrıs’ı yabancı ülkelerden kaçırılan paraların yasallaştırıldığı bir korsan ülke durumuna getirmeye kimsenin hakkı yoktur.

Limited şirketlerle ve özellikle Asil Nadir ve Polly-Peck’le ilişkili hesaplara devlet açıklık getirmeli ve denetleyerek güvence oluşturulmalıdır.

Bunlar yapılacağına Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın milli nitelikli söylevlerle, Asil Nadir olayına sahip çıkmaları Kıbrıs Türk toplumunun saygınlığını sıfırla çarpmıştır.

Her türlü yasadışılığa karşı savaş, yasalarımıza göre polisin görevidir. Savcılığın da bu gibi konularla ilgili görevleri belirlemesi gereklidir.

Dünya kamuoyu, bu anda Kıbrıs Türk yönetiminden soruşturma yapmasını ve gerekli, yeterli ve doyurucu açıklamalar yapmasını beklemektedir. Bu iş dünya’ya karşı borcumuzdur.