Yeniden 20 Temmuz’a geldik! – Özkan Yıkıcı

0
6

Bugün 20 Temmuz tarihi: Yeniden Yakın tarih buluşma dönemi… Son iki yıldır, tesadüfle çakışan Siyasal tarih günlerini de birlikte yaşıyoruz. Eskiden “74 Yılından beri” Kıbrısta “15 Darbesi ve 20 Türkiye askeri çıkarması” diye anımsarken, son iki yıldır ayni tarihler, Türkiyedeki derbe girişimi ve sonrasında rejim değişim siyasal hamlelerle birlikte aynen çakışarak birlikte anımsayarak siyasal tarihe kazıldı. İlerde bu günleri siyasal tarih olarak epey yorumlayarak, geçmişten derslerle çok konuşulacaktır. Dahası, Kıbrıs ve Türkiye siyasal dönüşüm çerçevesinde, siyasal tarih olarak bu günler, günümüzden çok farklı noktalarda evrenseleştirerek,doğru belgelerle konuşulacaktır.Şimdilerde sistemleşen gerçeklikle, gelişmeler kendi özüyle değil, rejim çıkarlarıyla örtüşerek konuşulmaktadır. Hat ta, Türkiyede birçok çevrede 20 Temmuz 15 Temmuzun sıçrama tahtası olarak şimdiden kabukabulenirken, resmi çevreler şimdilik bu tarihi kendince sesizce geçiştirmeği yeyliyor….
Yeniden bir 20 Temmuz gününe geldik. Kıbrıs ve Türkiye için, ilgili gün Siyasal tarih bakımından önemli sonucun başlangıcı oldu. Artık, bu günle Kıbrıs resmen Fiylen ikiye ayrılmanın müdahalesini yaşayıp, günümüzde banbaşka bir K. Kıbrısın oluşmasına neden oldu. Türkiye ise 74 20 <Temmuzxzunda adaya çıkıp, gidrek elde etiği topraklarda yerleşerek, banbaşka bir sosyolojik siyasal yapı kendine bağlı kurdurtu. Uluslar arası hukuka da “Türkiyenin alt idari yapısı” olarak da geçirdi. İki yıl önceki 20 Temmuz ise, devlet içi çatışmayla girişilen darbenin önlenmesinden sonra, kazanmanın fırsatını da kulanan AKP kesiminin, rejim değişimi için resmen dönüşüme girme Ohali ilan ederek siyasal sıçramayı yaptı. Artık, Kıbrıs ayni gün tarihinde fiylen ikiye ayrılıp yeni dünyaya doğru yönelip giderken, Türkiye birisinde ele geçirip kendine bağladığı veya yerleştiği, ötekisi ise resmen rejimi değiştirme sürecine çevirdi. Bunlar, siyasal tarih bakımından önemli olaylar….
Konu salt Türkiye Kıbrıs veya Kıbrıstaki darbeyle ilgili Yunanıstan çenberinde kalınmıyor… Örneğin, Kıbrıs, İngiltere sömürgeciliğinden Yeni sömürge sürecine geçerken ki stratejik hedefin 74 Yılındaki darbe ve ardından müdahale süreciyle geçilme zamanına geldiği anlaşıldı. Kıbrısın Yetmişler tarih olayları, aslında Uluslar arası Emperyalist genelinde atmış başında hesaplandı. Küba devrimi ile ilk tıkaç korkusu olurken, bazı müdahalerlerde Sovyet bloğu ile Bloksuzların engeliyle engelr oluştu. Hernekadar konu Kıbrıs Türkiye Yunanistan eksenine konulsa da temel strateji bizat Anglo Amerikan planı olduğu, araştırmalarda hep karşımıza çıkar. Nedense, son Türkiye ve dana önceki Kıbrıs gelişmelerinde Uluslar arası etkenler hep dışltalanılıyor. Hat ta yaşananların kendisi de yok sayılarak, kendi resmi görüşe göre tarih yazdırtılmaya çalışılınıyor.
Yetmişlerdeki Kıbrıs konusunda Kisincır planı nedense hiç sorgulanmaz. ABD Kıbrıs elçiliğindeki toplantılar, darbe sürecince ABD direk müdahil olup olayın yönlendiirlmeleri pek de söylenmez. Hat ta yazılı belgelere ters yalanlar vurgulanıyor. En sonuncusu: 20 Temmuz müdahalesinin Grantörlük hakkı diye yuturulurken, ayni gün TBM kararyla savaş ilanının Kıbrısa yapılmasına kimse dikat çekmiyor. Nitekim, Grantörlük değil de Kuzey Kıbrısın denetim sürecinde bunun nedenli yanlış probaganda olduğunu işaret etmektedir. Garantörlerin adanın Bağımsızlığını ve batıya bağlı kalmasının garantisi olma yazılım belge gerçeğine karşın, hep uydurmasyon milliyetci etnik yalanlarla konu hep saptırılarak, yerleşen yapıyla normaleştirildi. Amcak belirtiğim gibi, Kisincırın rolu ve hat ta ikinci hareketin bizat tetikcisi olma ilkinin ise planlayarak başlatığını kimse hatırlamak istemiyor.
Sonuçta, ne yaşanırsa yaşansın, Kıbrıs, elilerin ortasında tetiklenen Taksimi yetmişlerde yine Uluslararaası güçlerin bizat teşviği ile gerçekleşti. Fakat, olaya devletci reflekse bakan ulusalcı kesimler olayı o gözle gördüler. Türkiyede ilerici ama ulusalcı olan Emre KOngardan tutun Can Ataklıya hemen hemen herkes “KIbrısın ele geçirilmesi” deniliyor, veya Ecevite “Kıbrıs Fatihi” demektedirler. Kıbrısın uluslar arası sularına bile “bizim hakımız” denmekten geri kalmıyorlar. En paradoksu ise Perinçek, T
Ürkiye müdahalesine ilk işkaldır diyen kesimelr olurken, şimdi en şovenist duruşla devletci eksende yerini alıyor. Zaten hep belirtim; Türkiyede sol ve aydınlar gerçekleri ile Kıbrısla yüzleşmedikçe, özellikle dış politikada, Osmanlıcılık veya Teraki mirascı saldırı fetihciliği hep karşılık bulup, resmi eksen cenderesinde takınılacaktı! Boşuna değil, Türkiye Cumhuriyeti ve Lozan anlaşması asrık döneme girerken, hala sadece Kıbrıs değil, son Ortadoğu konusunda “Kerkük, Musul, Halep” fırsatcılığı hep işdahlarda dolaşıyor. Boşuna değil, Erdoğana en keskin karşı olanlar dahi iş dış politik fetihciliğine gelince, hepsi yanında esas duruşa geçiyor. Can Ataklı ve bazı kesimlerin fırsatı kulanıp Kerkük Musul ve Halep seslendirmeleri boşuna değildir. Boşuna Afrin ve öteki Suriye işkallerine ses ses vermemeleri anlamsız değildir!****
Siyasal duruşta değerler netleşmedikçe, düşünce bakışı açık olmadıkça da milli veya dini inançlarla teslim olmakta kolaydır. Öteki Temmuz siyasal tarihte salt Türkiyecilikle anlatılamaz. Siyasal İslam tezi ile BOP olayının sonucudur. Siz, Ortadoğu projesi ile Türkiyedeki Siyasal İslam iktidarı birlikteliğini hala okuyamadıysanız, son gelişmeleri kavramakta zorlanırsınız. Hat ta, 2006 Devamında CİA Türkiye temsilcisinin ülkesinede hazırladığı raporla devletdeki olması gereken tek lider geçişli belgesinin de işaretleri hep Türkiyedeki iki yıl önce yaşanan 20 Temmuz sıçramasının sonuç olduğunu anlarsınız. İç dinamikleri Uluslar arası stratejik hedeflerle birleştirip gerçekleştirildi.
Bu konuda çok belge var. Bunlara ulaşmamak için, yasaklar, bellek kaybıyla unutmalar yaşatılarak, bunlara din ve ulusal mitlerle inançları ekleyip resmi tarih yazarak, bu koşullar sağlandı. Hat ta, devlet içi çelişkilerde de boğuldukça son TELE 1 olduğu gibi Emre Hocam yeniden Kıbrıs “Ecevit fatihini” anımsatırken, Ataklı da Kıbrıs konusunda CHP imge başarısını örnekleştiriyordu. Hat ta, Amerikaya karşı gelerek ve engeleri yırtarak yapıldığı ezberini de mitleşip anlatılar. Oysa, Bu fetişizimler sadece Kıbrısla alakalı değil, genel Türkiye yakın siyasal tarihinde ayni yanlışlar yapıldı.
K. Kıbrısta ise gelenekseleşen ve ta İngiltere sömürgeciliğinde yerleşen işbirlikcilik, siyasal gevezeliklerle devam etmektedir.Herkesin bilip de unuturulanlarla abartı bir de kahramanlık serüvenleri yazılıp, şimdilik işbirlikciliğin kaymağını yemeğe devam edilir. Dün Türkiye işbirlikcilikle Laiklik hikayeleri anlatıp hat ta öncelik kapma kelimeleri kulanılırken, şimdi Türkiyede yerleşen mezhepci dinseliğin direk uygulanmasını da gayet münasip şekilde kabulenip devamını beklemektedirler.
Sonuçta; biz yeniden bir 20 Temmuz gününe geldik.Geriye dönüp baktığımızda, gerçekten çok olgular değişti. Hat ta,Burada yaşayan önemli halk kesimleri Kıbrıs olaylarında ataları burada değildi. Bu nedenle,, kolay yalanları da yutmaya hazırdılar. Bunlar, gerçekelrin konuşulmasına da önemli engel duvarı örmektedirler. Hala şu yalan tutuyorsa; “Türkiye Kıbrısa garantörlüğün görevlerini yerine getirmek için geldi” sözleri söylenebiliyorsa, ozaman gerçekten gerçeklerden çok uzağız. Ama, başka gerçek de şu: Temmuz gelişmeleri siyasal tarih sıçraması yaptı. Kendine has yapılanmaları da gerçekleştirdi. Ne eski Kıbrıs, nede Türkiye artık sözkonusu!Boşuna unutulan ve kendine has özlemle konuşturulan gerçekle karşı karşıyayız. Hele de Kıbrıs görüşmelerindeki söylenenlerle uluslar arası imajların hiç koşullarla alakası yok. Hele taleplerin hiçbirinin içeriği dahi yok. Aynen, Türkiyede de artık bildik eski Türkiye olmadığı ortada.Bunlar siyasal olarak kavranarak, yarınlar için değişim isteyenlerin dikate alması gereken acı ama vurucu gerçeklerdir. Hele de Emperyalizmin kurallarıyla oluşan Ortadoğu planlarının, sömürge anlayışlarının yansıtıcısı olduğunu sakın sorgulamalarda gözden kaçırmayın.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.