Pakistan, Azerbeycan sohbetlerinden – Özkan Yıkıcı

0
15

Öncelikle belirtecem ki “Gerek Afrika gazetecilere Ankara savcılığınca gönderilen dava aşma konusu* Akademisyenin gözaltına alınıp dava okunması ve bana gerekçe olarak gönderilen Sağlık bakanlığı yanıtını” önümüzdeki yazılarımda ele alacam. Benim de kaçırarak işlemeyeceğimi sanmayın. Konuların önemi ve yeni anlayışların da yansıtıcısı olan gelişmeleri, kamuoyu karşılığını da bekledikten sonra, daha zengin olgularla yazacağımı anımsatırım. Önümüzdeki yazılarımda mutlaka ama mutlaka bu gelişmeleri ve buradaki karşılığı yorumlamak, benim kaçınılmaz görevin olmaktadır.

*******

Gelelim bugünkü makaleme; biraz da konuları yaptığım konuşmalar veya dinlemekle karşılık verme hisime dayanarak değişik gözle bu iki ülkeyi analizleştirecem. Bilirsiniz: bizim ülkemiz artık birçok ülke insanını değişik sınıfsal veya sosyal yönle adamızda yaşatıyor. Bben de onlarla karşılaşınca, elimdeki birikimle dilimizin yetiği oranda sohbetler gerçekleştirmekteğim. Keşkeleştiğim konu, yabancı dilimi zenginleştirip güçlendirmediğim konu olmaktadır. Nitekim, örneğin; Malili birisiyle karşılaştığım Cuma günü, bu insana kendi ülkesi ile bilgiler verdikçe, onunla sıcak bir sohbeti hem de dil zorluğuna rağmen yaptık. Böylesi çok değişik ülke insanıyla, gerek bilgilerle gerek se müzikle oldukça ilişki kurmayı geliştirdim….

Ülkemizde bolca Pakistanlı ve Azeri insanlar da vardır. Hem de tek alanda değil, çalışma alanalrından öğreciliğe, kaçaklıktan yasalığa her konuda bu insan manzaralarına tanıklaşmak kolaydır….. Geçenlerde daha doğrusu birkaç gün önce, yemek için telefon aştık. Bize yemekleri yabancı bir genç getirdi. Onunla ülke kimliği konusunda girişim sohbeti başlatım. Baktım ki Türkçe de azçok biliyor, konuşma da yayılmaya girişti. Arkadaşım ve yanda oturan birkaç kişi bizi izlemeye de başladı… Ben motorla sıcakta gelen gencin Pakistanlı olduğunu anlayınca, Pakistan sohbetine girişmeği uygun gördüm. Ben sormaya başlayınca da Pakistanlı şöylesine sandalyeye ilişip, biraz da sıcaktan kaşma adına hep karşılık verip, arkadaşımın değimi ile merakla beni de süzüyordu…..

Ülkenin şehirleri ve bazı müzik türlerinden sonra, ısınan sohbete Hafta içi yapılan Pakistan seçimlerine getirdim. Ümran Hanın kazandığı ve Kriket şanpiyon olma bilgimle konuyu deşmeme, hemen biraz da merakla yanıtı verdi. Hanın “çok iyi bir insan olduğunu, güzel oy aldığını, fakat, Pakistanda sorun çok olduğunu” söyledi… Fırsatı deşerek hapisteki Şerifi de ekledim: Pakistanlı “onun gerici ve çok yolsuzluk yaptığını belirti”. Sohbet geliştikçe özellikle yan masada oturan ve önceden benimle AKP münakaşı yapan yaşlı TC kökenliler kendi aralarında “Buna bak* neler biliyormuş da biz anlamadık” sözleri kulağıma geliyordu….

Sohbet derinleştikce, Pakistandaki özellikle Afkanistan savaşıyla İslamileşme ve oradaki ağır sonuçları da Pakistanlı gençle konuşuyorduk. Genç hem kalkıp patronuna biran önce gitmek stercesine kalkma çabası gösteriyor, sonra dönüp bana yeniden konuşma fırsatı da veriyordu. Ben ona Pakistan yargısı ile orduyu da örneklerle sorunca, fırsatı kaçırmadı! Bizim yargı ve özellikle yüksek yargılarla avukatlar mücadelecidir* Birkaç başkanı yediler* Cuntanın ve İslamcıların gerilemesinde yüksek yargı oldukça rol aldı* Sen de sordun, Şerifi de başkanken yargıladı” dedi. Artık gitmesi gerektiğine bende inanırken, yine de dinleyenlerin de alakalı olan soruyu sordum: “Pakistan nükler silaha sahiptir, değimli” dedim! Pakistanlı gururla motora doğru yönelirken; “Pakistan aoom bonbasına sahiptir* Onun için bizi kimse yıkamaz” dedi. Fazla konuşturtmadan sözümü kestim. Dönüp elimi sıkıp, “abi siz gerçekten çok iyi biliyorsunuz” güldü… Pakistanlı Motorla uzaklaşırken, yan masadaki yaşlı TC Kökenli” Tayip inşalah Türkiyeyi nükler silah sahibi yapıp, dünyaya gereken dersi verir” deyiverdi…..

Aklımdan hemen geçirdim: Pakistanlı kendi ülkesini başkasının diliyle duyunca sevindi. Hele ülkesinin nükler ülkesi atom bonbasına sahipken kendisi genç yaşında okumak için K. Kıbrısa geliyor ve fakirlikten tatilde motora binip yemek dağıtarak para kazanmaktadır. Ama, kendi yoksul oluşu ve resmen sömürülerek gürbetlere salan devletinin Nükkler gücüne de övgü duyuyor. İnsan ezikliği ile devlet kutsamasının örneği olarak Pakistanlıda yakaladım. Hele de TC kökenlinin ayni arzuyla Tayipten atom bonba yaparak güç gösterisine girmesini istemesi, bana otoriterlik ve anti demokratikliğin insan üzerindeki destek etkisini göstermesi bakımından da tam bir örneklemdir.******

Ülkemizde bolca Azeri vatandaşı da vardır. Tıpkı Pakisstanlılar gibi her alanda karşımıza çıkma olasılığı vardır. Buna ek olarak Azeri kuramına “ırkçılık, gardaşlık” da damıtarak banbaşka bir eksen koyanlar da vardır. Biliyorsunuz,hala devam eden Biyonik Göz tedavilerim için Türkiyeye gidiyorum. Son gidişin dönüşünde burada çalışan Azerilere rasladık. Birisi ile sohbet yaptım! Kendinin Karabağlı olduğunu söyleyince de önce buradaki durumunu öğrendim: çalışıyordu.. Sonra Karabağı sordum: bana hamasetli ama özlem içeren sözlerle anlatmaya uğraştı! İşi ırksal politikaya sokunca da ben ona “Fakat, Azerbeycan yönetimi daha baştan, Karabağa özerkliği kaldırarak ayağına kurşun sıkmadı mı” deyince, Karabağlı kaçamaklara başladı. Belli ki doğruları değil ezberle konuşma zemini olamıyacağını anlayınca, işi K. Kıbrısa getirdi ki ev alıp aylesini dahi taşıyacağını dahi söyledi.

Uçak alanında inip tam arabaya binecekken, yaklaşan bir Azeri bana “Abi, tam doğruları söyledin, Şeşu şehrini kurşun atmadan teslim yaptılar” dedi. Ben de ona öteki geriye kalanı anlatınca kafasını saladı…

Dedik ya, bol Azeri yurtaşı adamızda mevcut. Hat ta tanıdıkların Azerilerle evlenmeleri vardır. Ayrıca, ABAS hoca arkadaşıma da iki saatlik Azeri müzik şovuyla da banyo yaptırdım! Bunları sıralarken, sabahları arada bir takıldığım Sami Uslu gazetecinin Kafkasya izlenimlerine de gönderme yapmayı kafama koydum. Sami, SİM yayınlarında ve gazete köşesinde Azerbeycanla alakalı yazı yazdı, laf söyledi. Özellikle de bizim K. Kıbrısa neden uçak uçurmadıkları veya politik yöneticilerimizin oraya gitmediklerini, biraz da “Samileştirerek” vurguladı!

İlahi Sami diyecem: Fakat demiyorum. Sadece şu Azerbeycan hikayenin tamamlayıcı yönüne girecem: Azerbeycan K. Kıbrısa uçak gönderse, veya tanıma sinyali verse, hemen Karabağa da öteki taraf ayni tavrı koyunca, işler karışacaktır. Ezerbeycan Karabağı işkal eden Ermenistan “ki buda tartışmalı” varken, böylesi adım atamaz.Unutmadık: Azerbeycan uçak seferi yapacağı açıklamasına Kıbrıs Cumhuriyeti hemen olan Uluslar arası yasakları ve kendinin de Karabağı ziyaret edeceği karşılığı verdi… Yani Samiciğim, senin dediklerini Azerbeycan yapınca, işkal dedikleri Karabağın yeniden Azerileşmesi politiaksıyla çelişmektedir. Fakat, Azerbeycan şunu sağladı: Türkiyeyi rehin alarak Karabağ politikasında kısgaca sokup Ermenistanla iyi ilişki veya normal diplomatik kurallara dayalı tanıma olanağını rehin aldı…..

İki ülkeyle sohbetler üzerinden makalemi bitiriyorum. Şu K. Kıbrıs Turunsoluna bakın: Pakistanlı ülkesinin nükler silahla gücünü övüyor, Azerbeycanlılar zengin gaz ve petrol yataklı kaynakları ile zenginlik vurguluyorlar. Sahi; Azerbeycanı konuşanlar, Kıbrıs gazıyla alakalı söyleyeceklri zengin olmayı da öğrensinler! İşte Pakistanlı ve Azeri, hem de geri kalmış, yasadışı K. Kıbrısa geliyor ve burada en ağır işlerde çalışarak emek parası kazanma peşindedir. Yaşam, böylesi çelişkili paradokslarla doludur. Silah sahibi oluşuyla da gurur duydu!

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.