Yolsuzluğun şüphe kaldırmaz olduğuna iş çevreleri ve devlet tanıklık etti – Alpay Durduran

0
40

Ülkemizde yasa egemenliği yok. Yolsuzluk mu, usulsüzlük mü anlaşmazlığı sürüyor. Savcılık suçları ikiye ayırdı. Birincisi cezai diğeri usul hatası. Usul hatası dedikleri kovuşturmaya gerek olmayan suçlar/kabahatler. Görevini yapmama, ihmal etme, yanlış yapma ve görevine yani yetkisine girmeyen konularda aldığım emir üzerine deyip yasaya aykırı iş yapma savcılığa göre cezai iş değil ve kovuşturmaya gerek yok. Sayıştay’ın işlemden sorumludur dediği suçların doğurduğu zararı cebinden ödemelidir dediği konularda bile kovuşturmaya gerek yoktur deyip kapatıyor. Öyleyse yolsuzluk şampiyonu olmak şaşılacak bir şey mi olur.

Nitekim iş çevreleri ve devlette yönetici pozisyonunda diye adlandırılan 366 kişi arasında yapılan ankette dünya yolsuzluk sıralamasında 100 puan üzerinden 40 puan alabildi. Türkiye ile ayni sırada yer aldı. Kayda geçirilen 180 ülke arsında ortalama 43, bizimkininki 40’ta kaldı. Güney Kıbrıs 56’ncı sırada görüldü. Bir numara Yeni Zelanda birinci sırada 89 puanla yer aldı.

Yolsuzluk o kadar göze çarpan bir oranda ki, siyasiler ve siyasi partiler de sorumlu tutuldu. Sorumlu tutulamayan da kalmadı. Çünkü yargı ve Sayıştay gibi kurumlar da yargı kararlarının uygulanmasının başarısızlığına ve savcılığın tutumu dolayısıyla ellerinden gelmeyen hesap sorma yolunun ve üstüne vazife olmayan ve etkin ve verimlilik sağlama yönünde devletten yardım görmedikleri için eleştirildiler ve sorumlu tutuldular.

Durum içler acısıdır ve çözüm yoluna girildiğini düşünmek için işaret yoktur.

İhtiyat sandığı adı üstünde çalışanların gelecekteki günler için biriktirmeye zorunlu olduğu paralarıdır. Yasa onun için biriken paranın değerini düşürmemek, hatta karlı işlerde kullanılarak değerini artırmak için kuralları koymuştur. Amma çarçur edilmemesi için yönetim kurulunun ona ge başarılı bir uygulama yapılmasını sağlamak yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Tam tersine hükümet tarafından batak işlere yatırılmış ve iflasa sürüklenmiştir. Şimdi de tutum aynıdır. Basın çalışanlarının yurttaş olanlarının desteklenmesi amacıyla tüzük yapılmış denilerek İhtiyat Sandığı yasasına dayanan tüzük çıkarma yetkisi icat edilmiş ve açıkça tüzük ancak yasanın verdiği yetkiyle yapılabilir diyen anayasa kuralı çiğnenmiştir. İhtiyat Sandığının basın ile bir ilgisi yoktur. Nasıl yetki verilmiş anlamak olanaksızdır.

Anayasayı ve yasaları umursamayan, sıkıştığı zaman yasaların vermediği yetkilere dayandırılan tüzükler çıkaran, yasa varken başka ayni konuda yasa çıkarabilen ve anayasanın emrettiği yasaları çıkarmayı bile 28 yıldır tamamlayamayan bir ömür geçti, gitti.

Her memurun elinde tüm görevlerinin tanımın bulunduğu sömürge döneminden kimseye görevinin ne olduğunu bir cetvelin olmadığı döneme geldik. Sonunda da yolsuzlukların egemen olduğu bir kamu yönetimine sahip olduk.

O kadar ki ceza yasasında yer alan suçları bile usulsüzlüktür, kovuşturmaya gerek yok diye kapatan savcılığa sahibiz.

İş çevreleri yolsuzluktan haber ederken yolsuzluğun iki tarafından birisi olduğunu da düşünmeden şikayet eder. Yani iş çevresi yolsuzlukların bedelini öder, kendi daha çok kazanır ama ödediği devlet kurumundan da rahatsızdır çünkü verimsiz ve zararlı işlerde kayıplar onu da etkiler. Yoksa bir iş insanının yazdığı kitapta da işimiz bu yaparız diye izah edilmektedir. Geri kalmışlığı da hep beraber çekeriz.

Döviz yükselmiş önlem alacağız diyen yeni hükümet aldı da dövizle borçlanma azaldı mı? Ama ilgisiz insanların cebinde verilen devlet destekleri yüzünden halkımız başarısızlığın bedelini ödemeye başladı ve devam edecek. Okullar bitirilemedi, öğrenciler çekecek. Hükmet ise daha da üniversite yapılsın diye halkın servetlerini sunacak, yatırım diye vergileri almaktan vaz geçecek, hem de hastanelere personel alamazken yapacak. Turizm destekleri dedikleri saçma desteklere devam edebilmek için Türkiye’den para alma uğruna ülkemize giren her yabancının elçiliğe de bildirilmesi düzenini kuracak ve egemenlikten bahsedecek. Olan bağımsızlığını bile destek diye yitirecek.

Seçimde söylenen seçide kalır sözünün kapsamını da yalana çevirecek.

Böyle bir ülkede yolsuzluk olmaz da ne olur. Yolsuzlukla savaşacaklarmış! Sevsinler ne de güzel konuşurlar insanlarımız. Sanırım yüzme bilemeden kavağa çıkacağım deyip insanın oyunu alabilme belagati çok üstün nesiller yetiştirdik.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.