Bizdeki ve Türkiye’deki seçimler – Ulus Irkad

0
43

Yarın Pazar ve gene seçimlere gidiyor Kıbrıs. YKP, yaklaşık bir 30 senelik boykottan sonra ilk defa olarak seçimlere katılıyor. Belki YKP hep boykot partisi sayılmıştır ama şunu da belirtelim; 1989 yılında daha ilk seçimlere katılmasından sonra birkaç defa seçimlere katılan YKP, daha sonra parti üzerine ağırlaşan baskılar ve partiye yönelik bombalı ve kundaklamalı, hatta silahlı saldırıları da protesto ederek, seçimleri boykot etti, Kuzey Kıbrıs’ta Kıbrıslıtürk halkının siyasal iradesinin seçimlere ve meclise yansımadığını, Türkiye derin devletinin ta köylere kadar kurdurduğu yeraltı ve istihbarat güçleri ile zaman zaman yüzünü belli ettiğini söyleyerek, bu durum düzelinceye kadar seçimleri de boykot etmişti. YKP’nin protesto ettiği bir durum da devamlı olarak Kuzey Kıbrıs’ın nüfusunu değiştirmek, seçimlerde sağ iktidarların devamlılığını sağlamak için, devamlı Türkiye’den bir nüfusun aktarılması durumuydu ki bu olay, aslında Kuzey Kıbrıs’ta yokolmakta olan Kıbıslıtürklerin göçetmesini sağlayarak, umutlarını  da ortadan kaldırmıştı. Gözgöre gore bir toplumun geleceği dıştan getirilen oylarla değiştiriliyordu. Son zamanlarda artık belediyelerin de faşizme lojistik destek olduğunu ve  belediyelerden örgütlenen, faşist kökenli işçilerin de linç hareketlerine katılmaya başladığını gördük. Bunun yanında gene belediyelerin aracılığıyla TC’den gelen suyun özelleştirme çabalarıyla özelleştirilerek, halkın bir sömürü cenderesiyle karşı kaldığını gözlemledik ve Mağusa’da bir sol ittifak modeli olan, Ulaş Gökçe ve Cümbez Ağacı İttifakı’nda yer alarak, bunun gelecekte de çok ideal bir sol genel ittifakına sebep olacağına karar verildi. İşte bu itibarla YKP sadece Mağusa’da değil, benzer sol ittifakların kurulduğu, adanın dört bir tarafında tüm ittifaklarda yer aldı. 25 Haziran 2018, Pazartesi gününe kadar bu ittifakların başarı kazanacağına ve sol kesimlerin gerek Lefkoşa’da, gerekse adanın diğer bölgelerinde Belediye Meclislerine seçileceğine eminiz. Elbette bu sol ittifakların gelecekte de daha etkili olacağını söyleyebiliriz çünkü içinde bulunduğumuz şartlarda, geçmiş sol denilen partiler, 44 yıllık zaman içinde büyük yanlışlar yaptılar, sol ideolojilerini bir revizyondan geçirmediler, Sovyetlerin 1990’ların başında niye çöktüğünü ve bunun nedenlerini araştırmadılar. Aynı bürokratik hatalarla, milliyetçiliğe kuruya kuruya bağlanmalar, maalesef ülkemizdeki solun da artık sonunu getirmiştir. Oysa olayların niçinine, nedenine kadar inip bilhassa Sovyetler’deki solun bozulması ve çöküşü araştırılsaydı, ülkemizdeki sol pasifizmi de bir noktada yenmiş olacaktık.

Tabi ki sadece ülkemizdeki solda değil, Türkiye’de ve genelde dünyada da benzer hastalıklar olmuştur. Artık hiç parmağımızın arkasına saklanmadan, gerçek tahliller yaparak, kendi kendimizin hatalarını da gözönüne koyarak sonuçlara gitmeli, hatalar görülerek tekrar yeni bir sol dinamizm için kolları sıvamalıyız. Aksi takdirde ülkemizdeki sol pasifizm uzun  bir müddet daha devam edecektir.

Türkiye’de ise 2002 yılında demokrat söylemlerle ortaya çıkan Tayyip Erdoğan ve AKP, önceleri Türkiye’deki ulusal ve siyasal sorunlara bir çözüm getireceği umudu vermişse bile, aradan geçen zaman içinde, ideolojik yapısı,tutuculuk ve gericilik bağlamında kendini yenileyemediği için, tekrar o eski kısır döngü yaratan içine dönerek, çözümlerin önünde en büyük engel olmaya başlamış, son beş-altı yıldan beri de tümüyle demokratik sistemin düşmanı olarak, tüm temsiliyeti, yasama, yürütme ve yargı gücünü tek bir adamda toplayarak, tam bir diktatörlük rejimine dönüş yapmaya başlamıştır. Bugünkü seçimler Kıbrıs’ta solun başarısı adına ne kadar umutlu mesaj veriyorsa, Türkiye’de de gelecek adına tüm olumsuzlukların ve de parlamenter rejimin diktatörlüğe dönüşü adına, kapkaranlık bir mesaj vermektedir. Dolayısıyla bugün AKP ve Rejep Tayyip Erdoğan kazanırsa, Türkiye son 70 yıldır çok partili, parlamenter ve demokratik rejiminden fireler vererek, ne idüğü belirsiz, tamamıyla bir baskı rejimine çarkedip, ekonomik, siyasal, demokratik , hukuk ve adalet bakımından da geri bir ülke durumuna girecektir. Ülkede son zamanlarda Türk Parası’nın devamlı döviz karşısında değer yitirmesi de, geriye ve kötüye gidişin bir yansımasıdır.

Türkiye son 34 yıldır devam eden Kürt sorunu, demokratikleşme ve ekonomik sorunlarını vereceği kararla etkileyecektir. Dolayısıyla bugünkü seçimler, Türkiye açısından demokratik bir sınavken, Kuzey Kıbrıs açısından da aslında sol ama Türkiye’ye bağımlı, herşeyiyle onun kötü kararlarına ve yöneltmelerine karşılık, vereceği bir demokratik sınav ve solun dinamizminin yaratılacağı bir düzenin mesajını verecek. Kısacası hem Türkiye hem de kuzey Kıbrıs, aslında bir açıdan kendi kaderlerini belirliyor. Son zamanlarda AKP Türkiye’sinin Kuzey Kıbrıs’ta vilayet gibi davranma politikaları da, Türkiye’deki kararla bir noktada ya duracak, ya da devam edecektir.

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’taki bugünkü seçimler, her iki ülkenin de geleceklerini oldukça etkileyecektir. Dolayısıyla, Türkiye’de HDP-Selahaddin Demirtaş ve Muharrem İnce’nin ve de Kuzey Kıbrıs’ta Sol ittifak’ın başarısı aydınlık günler için bir mesaj olacaktır.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.