Akkuyu uyarıları: Enerji üç kat pahalıya gelecek, 120 ton radyoaktif atık bırakacak

Enerji Analisti Özgür Gürbüz, bianet'e yaptığı değerlendirmede nükleer santral yapımının başlıca argümanlarından olan ucuz enerji üretiminin aslında 3-4 kat pahalıya geleceğini söylerken "Tonlarca radyoaktif atık Mersin'e kalacak" diyor

0
31

Mersin’de yapılması planlanan Akkuyu Nükleer Santrali’nin temel atma töreninden önce santralin “enerji üretimine katkısı” konusundaki argümanları ve oluşacak nükleer atık sorularını Enerji Analisti Özgür Gürbüz bianet için değerlendirdi.

Gürbüz, santralin bırakacağı atıklarla ilgili “60 yıl sonra atıkları Mersin’de bırakıp, santralı söküp, arkalarına bile bakmadan çekip gidebilecekler. Biz parasını ödedik diyecekler. Bir de yılda 120 tonu bulacak yüksek seviyeli radyoaktif atıklar var. Bunların içinde 244 bin yıl radyasyon yayan Plütonyum-239 gibi maddeler var” dedi.

“15 yıl boyunca 3-4 kat pahalıya alacağız”

Anadolu Ajansı’nın (AA) geçtiği son grafiğe göre “Santral tam kapasiteyle devreye girdiğinde, 35 milyar kilovatsaat elektrik üretecek. Nükleer santralle üretilecek elektriğin daha ucuza geleceği, ekonomiye 6-8 milyar dolar katma değer sağlayacağı savunuluyor. Gürbüz, Nükleer’den elde edilecek elektriğin 3-4 kat daha pahalı olduğunu söyleyerek bu argümana şöyle cevap veriyor:

“Rusya ile Türkiye arasında yapılan uluslararası anlaşma, Türkiye’nin Akkuyu’da kurulacak Rus santralından elektriği ne kadara alacağını net bir biçimde belirledi. Madde 10, fıkra 5 diyor ki, Türkiye ilk iki reaktörün ürettiği elektriğin yüzde 70’ini, 3 ve 4 no’lu reaktörlerin ise yüzde 30’unu 15 yıl boyunca kilovatsaati 12,35 dolardan alacak.

“Bugün elektrik piyasasındaki fiyat 4 dolar civarında. Rüzgar veya güneşten bu elektriği üretseniz daha da ucuz. Nükleer 3-4 kat daha pahalı, bu çok net. Türkiye bu santralı kurarsa uzun bir süre daha pahalı elektrik kullanmaya devam edecek. Bu da ülkenin gelişmesine, ekonomiye ciddi darbe vuracak.

“Nükleer ve kömürü savunan eski zihniyet”

“Güneş ve rüzgar gibi bu çağın enerji kaynaklarının ve dolayısıyla yaratılacak istihdamın ve teknoloji transferinin de önünü kesecek. Hükümet neden bu tercihi yapıyor anlamak zor ama ardında elektrik talebinin çok artacağını ve fiyatların yükseleceğini sanan yanlış bir planlama ile yenilenebilir enerjinin bu kadar ucuzlayacağını öngörmeyen, nükleer ve kömürü savunan eski bir zihniyetin olduğunu düşünüyorum”.

“244 bin yıl radyasyon yayan Plütonyum-239 var”

Enerji Analisti Gürbüz, nükleer santralin dünyaya ve insan sağlığına bırakacağı ve yok edilemeyen tonlarca rayoaktif atık hakkında ise şunları söyledi:

“Akkuyu’dan çıkacak nükleer atıklarla ilgili tek somut plan, 60 yıl boyunca Mersin’de biriktirilecek tonlarca radyoaktif atık için Rusya tarafının ödeyeceği bedelle ilgili. 5710 sayılı kanunun 5. maddesinde belirtildiği gibi atıkların depolanması ve santralın sökümü için NGS şirketi kilovatsaat başına 0,15 dolar bir para ödeyecek.

“Bu paranın binlerce yıl radyoaktif kalan atıkların havaya, suya ve toprağa bulaşmasını önleme garantisi olamadığı gibi, santralın söküm maliyetlerini bile karşılayıp karşılamayacağı belli değil. Bu anlaşmayla yapılan, Rusya’nın işini kolaylaştırmak aslında.

“60 yıl sonra atıkları Mersin’de bırakıp, santralı söküp, arkalarına bile bakmadan çekip gidebilecekler. Biz parasını ödedik diyecekler. Bir de yılda 120 tonu bulacak yüksek seviyeli radyoaktif atıklar var. Bunların içinde 244 bin yıl radyasyon yayan Plütonyum-239 gibi maddeler var.

“Rusya nükleer silah yapımında kullanılabilecek bu atıkları alıp götüreceğini söylüyor ama ortada ciddi bir belge yok. İçinden plütonyumu alıp kalanı geri getirirler mi o da belli değil. Her durumda bu kullanılmış yakıtlar da önce 15-20 yıl soğutma havuzlarında kalacak ve reaksiyon kontrol altına alınmaya çalışılacak. Bu süre içinde kaza olma ihtimali de yüksek. Fukuşima’da bu atık havuzlarının nasıl bir santral gibi tehlike yarattığını gördük”.

“Dünya nükleer santrallerini kapatıyor”

Nükleer Santral projesiyle ilgili bir başka argüman ise bu sistemin dünyada yaygın olduğu. Gürbüz, nükleer enerji üretimine son verererek yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelim konusunda ise şu bilgileri veriyor:

“Dünyada yeni nükleer santral yapan gelişmiş ülke bulmak çok zor. Almanya’da Fukuşima öncesi 17 nükleer reaktör vardı şimdi 7 tane kaldı ve 2022 başında hepsi kapanmış olacak. Hükümetin örnek gösterdiği Fransa, nükleer enerjinin payını yüzde 74’lerden yüzde 50’lere çekmeye çalışıyor. Nükleer santral üretebilen sayılı ülkelerden Güney Kore bile nükleer santrallarını kapatma kararı aldı.

“İtalya ve Avustruya gibi ülkeler olan santralları kapattılar. Komşumuz Yunanistan nükleere hiç bulaşmadı ve bugün elektrik ihtiyacının yüzde 8’ini güneşten sağlıyor. Bugün dünyada yapımı sürdüğü öne sürülen 55 reaktörün çoğunda ya inşaat sürmüyor ya da çok gecikmiş durumda.

“Dışa bağımlılığı daha da artıracak”

“Çin dışında nükleer santral kuran ciddi bir ülke yok. Onun da enerji talebi ortada ve güneş ile rüzgara yaptıkları yatırım nükleerden daha büyük. Türkiye ne yazık ki dünyadaki enerji devrimini görmezden geliyor, 40 yıl öncesinin çözüm önerileriyle bugünün enerji sorununu çözmeye çalışıyor.

“Çözümü dışa bağımlılığı daha da artıracak, Rusya, Japonya ve Fransa’nın sahibi olacağı nükleer santrallarda arıyor. Halbuki devletin de kabul ettiği yüzde 25’lik enerji verimliliği potansiyelini değerlendirsek, Sinop ve Mersin’de kurulmak istenen iki nükleer santralın üreteceği elektrik miktarını tasarruf ve verimlilikle sağlamış oluruz.

“Milyarlarca dolar da cebimizde kalır. Hükümet seçim öncesi “biz hata yaptık” demek istemediği için de Rusya’nın da sıkıştırmasıyla proje ilerletilmeye çalışılıyor. Seçim sonrası bu projenin askıya alındığını görebiliriz ama projenin iptal edilmediği her gün bize ek maliyet getiriyor.

Akkuyu Projesinde Şimdiye Kadar Yaşananlar

  • Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) için çalışmalar, 12 Mayıs 2010 tarihinde Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında imzalanan Hükümetlerarası Anlaşma’ya istinaden başlatıldı.
  • Türkiye’nin ilk nükleer santralini kuracak Akkuyu Nükleer A.Ş., Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’ndan (TAEK) İnşaat Lisansının ilk aşaması olan Sınırlı Çalışma İznini 2017 Ekim ayında aldı.
  • Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Akkuyu Nükleer A.Ş. Genel Müdürü Yuri Galanchuk, “Bundan sonraki hedefimiz İnşaat Lisansı’nı almaktır” dedi.
  • Tartışmalı ÇED onayının alınmasından sonra 3 Mart 2017 tarihinde TAEK’e İnşaat Lisansı için başvuru yapıldı. Akkuyu Nükleer A.Ş.’nin resmi sitesine göre NGS inşatının başlaması için gerekli tüm izinlerin verilmesinden itibaren yedi yıl içinde 1. Ünite’nin işletmeye alınması öngörülüyor.
  • Projenin ortaklık ayağında ise Cengiz-Kolin ve Kalyon İnşaat 2017 yılı Haziran ayında Rus şirket Rosatom ile birlikte santralin yüzde 49 hissesinin devrini öngören bir protokol imzaladı.
  • Ancak CKK konsorsiyumu, bu yılın Şubat ayında finansman açısından sıkıntılar nedeniyle ortaklıktan vazgeçti. Kolin İnşaat “Projede büyük belirsizlikler var” açıklaması yaptı.
  • Elektrik Üretim AŞ’nin (EÜAŞ) projeye yüzde 49’luk bir payla ortak olabileceği duyuruldu. Ancak bu konuda henüz net bir açıklama gelmedi. Rosatom, projenin yüzde 51’lik payı kendisinde kalacak şekilde yüzde 49’u devralabilecek bir ortak arıyor.
  • Danıştay 14. Daire, Mart ayı başında Akkuyu’da yapılması planlanan nükleer santral için TMMOB, TBB ve TTB’nin ÇED raporuna itiraz ettiği davada itirazları reddetti. Avukat Arif Ali Cangı, kararı “Danıştay bu kararla ÇED’i önemsizleştirmiştir” dedi.
  • Danıştay’ın ÇED olumlu kararının iptali davasını reddetmesi üzerine, Danıştay idare dava dairelerine temyiz başvurusu yapıldı, yürütmenin durdurulmasını istedi.
  • Son olarak inşaat lisansı temel atma töreninden bir gün önce 2 Nisan 2018’de çıktı ancak ortaklık sorunu nedeniyle projenin geleceği belirsiz.

 

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.