Mutlaka ama mutlaka zafere ulaşacağız – Necmettin Çapa

0
84

Kan, göz yaşı, nefret, kin, intikam sözcüklerinin eksik olmadığı ve bu sözcüklerin ilkokul’daki çocuklarımızdan tutun da Cumhurbaşkanı’na kadar uzanan bir sendromun sarmalına girmiş bu Kürt coğrafyasında yaşamın dilini henüz bilmez iken barış’ın dilini çoktan unutmuşuz.

KCK adı altında yığınla tutuklamalar ve o tutuklamaların geride bıraktığı mağdur aileler, kaba dayaklar, sistematik işkenceler,İnsanın kanını donduran savaş stratejilerinin geride bıraktığı insan külleri!

İşte iç içe yaşadığımız gerçeklerin bu denli kirli ve insanlıktan uzak bir noktada oluşunu görmek istemeyenlerin kafasına balyoz mu düşmesi lazım acaba.

Kürt coğrafyasında akan kanın hesabını tarih önünde kim verecek bilemem ama, bildiğim tek bir gerçek te şu ki; “Barış’ın dilini kullanmayanların, Barış’a bir fırsat doğar iken, bunu tersine çevirenlerin ve savaş’ta ısrar edenlerin tarih önünde en büyük suçlu olarak barbarlık sandalyesine oturacaklardır.”

Kürt coğrafyasında birileri barış’tan söz ederken ilkokul’daki çocuktan tutun da ölmek üzere olan yaşlı nene’ye ve dede’ye kadar bir anda gözleri parlıyor ve o ışık cılız da olsa, büyük umutlara ve beklentilere neden oluyor.

Çünkü savaş’ın kirli yanını her gün ve her gece alyuvarlarına kadar hissediyor ve yaşıyor.

Barzani’nin Ankara’ya gelişi Kürt coğrafyasındaki insanlar için bir barış umudu yaşatırken, Başbakan Erdoğan ve esaretindeki medya bunu savaşa çevirmenin hesapları içindeydi. Bu durum Savaş’ta ısrarın kimler tarafından ve nasıl geliştirilmeye çalışıldığının açık bir göstergesiydi.

Erdoğan’ın ve esaretindeki medya’nın bu tavrı Kürt halkı’nın barış umutlarını ve o gözlerdeki umut parıltılarını bir anda söndürdü.

DTK ve BDP eş başkanlarının tekrar bu durumu düzeltmek için harekete geçmeleri ve Irak’a gitmeleri, Kürt halkında bir daha umutların yeşermesine neden oldu.

Savaş’ta ısrar stratejileri baş komutanı ile mücadele içerisinde olan bu heyet henüz Irak’tan dönmeden Türk medyasının saldırılarına maruz kaldı. Belli ki bu medya baş komutanlarından gereken emirleri almış ve uygulamaya koymuştu.

Savaş’ta bu denli ısrarcı bir tutum Kürt halkı’nın tekrar Barış umutlarına küller serpiştirdi.

Kürt coğrafyasında dünyada benzeri görülmeyen bir halkın yaşadığına şahitlik yapmak isterseniz bunu çok net görebilirsiniz.

Çünkü Kürt halkı kendi temsilcilerinin “infazlara, idamlara, zindanlara rağmen tarih boyunca hep Barış’ın peşinden gittiklerini çok iyi biliyor.”

Ve bu gerçek karşısında, Kürt halkı kendi temsilcilerinin bir gün mutlaka Barış’ı getireceklerine inanıyor. İşte o inanç ile yaşayan Kürt Halkı her zaman Barış’a umut ve inanç ile yaşamayı bilmiş ve bir gün mutlaka geleceğine de inanmıştır.

Kürt Halkı’nın bu inancına ve bu mücadelesine bir gün tarihin en gaddar generalleri bile boyun eğecektir.

Kürt Halkı’nın bu inancı mutlaka ama mutlaka zafere ulaşacaktır.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.