20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Trans Bireyleri Anma Günü etkinlikleri için hazırlıklar sürüyor!

114

Mağusa Namık Kemal Meydanı ve Lefkoşa Selimiye Meydanı’ndan sonra, 20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Trans Bireyleri Anma Günü etkinliklerine kaynak oluşturmak vesilesiyle, YKP-fem ve Kuir Kıbrıs Lapta Chateau Lambousa’da her cumartesi sabah gerçekleşen ikinci el pazarında 10 Kasım Cumartesi tarihinde yer alacak.

20 Kasım etkinliklerinde hedeflenen Antalya Altın Portakal Film Festivalin’de en iyi ilk belgesel ödülünü henüz almış, trans bireylerin tecrübelerini paylaşan Ben Sen O belgeselinin yönetmen Zeynep Oral’ın da katılımıyla gösteriminin yapılması, Kürt ve Trans feminisr aktivist Esmeray’ın yeni oyunu Yırtık Bohça’nın izleniminin gerçekleşmesi, ve bir trans aktivist erkeklerin oluşturduğu Voltrans’tan bir aktivistin katılımıyla bir panel gerçekleştirilmesidir. Kıbrıs’ta yaşayan trans bireylere ister açık ister anonim katılımları için ulaşma çabalarımız devam etmektedir.

Transvestizm (kişinin doğduğu bedensel cinsiyetiyle hissettiği cinsiyet kimliğinin uyuşmamasından ötürü kişinin bedensel cinsiyetine rağmen hissettiği cinsiyet kimliğine göre kendini ifade etmesi) ve transseksüellik (kişinin doğduğu bedenini, hissettiği cinsiyet kimliğiyle örtüşecek şekilde hormon terapisi ve cerrahi destekle döndürmesi), batı tıbbının uydurması olan ikili/limitli cinsiyet sistemi tarafından marjinlere itilmiş varoluşlar gibi algılansa da, aslında bu varoluşlar ikili cinsiyet öğretilerinin insan doğasının çeşitliliğini yansıtmadığının deşifreleridir.

Transvestizm ve transseksüellik hastalık değildir, çeşitli batı ülkeleri ve kurumları sonradan hastalık kapsamına alınan bu kavramları tekrardan hastalık kavramından çıkarma süreçlerindedirler ve batı öğretilerinin egemen olmadığı bazı toplumlarda bunlar zaten hiç hastalıktan sayılmamış, aksine el üzerinde tutulan varoluşlar olmuşlardırlar.

Ancak ikili cinsiyet sistemini sorgulamadan kabul eden bir çok toplumda olduğu gibi coğrafyamızda trans bireyler aileleri ve arkadaşları tarafından dışlanma, sağlık haklarından mahrum bırakılma, işyerlerinde ayrımcılığa uğrama, görünürlülük ve getirecekleri korkusundan aktivizm yapamama gibi bir dizi sorunla karşılaşabilmektedirler.

Demokratik, dahil edici, ötekileştirmeyen bir toplum idealinin peşinden gidiyorsak, bütün ayrımcılıkların ucunun öyle ya da böyle bize dokunacağı farkındalığıyla, her alanda mücadele etmeliyiz. Gelin bütünlüklü mücadelemize bir el de siz atın!