(1991) İki kez engellenen ADİSOK Heyeti üçüncü girişiminde kuzeye geçebildi

128
  • YKP’nin Konukları Türk Basını ve izleyicilerine ilk kez konuşma olanağı buldular.
  • YKP Genel Merkezindeki Basın toplantısında konuşan ADİSOK BAŞKANI Dinglis Barış ve Dostluğun tesis edileceği bir çözümde Tüm Kıbrıslıların refah standardının yükseleceğini söyledi.
  • Dinglis bir soru üzerine: “Kıbrıslı Türklerin büyük çoğunluğunun güvence ihtiyacı içinde olduğunu biliyoruz ve bu endişelerini dikkate alarak değişik bir garanti sisteminin kurulması gerektiğini kabul ediyoruz” dedi.
  • Pile olayları ile ilgili bir soruya ise Dinglis: “Camii’ye minare yapılması konusunda bu kadar gürültü yapılması şövenizmi tahrik etmekten başka bir şey değildir” dedi.

11737928_1458916527766414_6755973595472635851_nLefkoşa(Yeniçağ): Güney Kıbrıs’ın ADİSOK  partisi geçtiğimiz Cuma günü nihayet Kuzey Kıbrıs’a geçebildi. Yeni Kıbrıs Partisi tarafından davet edilen ADİSOK heyetinin Kuzey’e geçişi daha önce iki kez engellenmişti.

Genel Başkan Pavlos Dinglis, Merkez Komitesi Üyeleri Hristina Valanidu, Thomas Thimitriu ve Limasol Liman İşçileri Şirketi Temsilcisi Andonis Pandomas’dan oluşan ADİSOK heyeti, Cuma sabah YKP genel Merkezinde YKP yetkilileriyle Kıbrıs sorunu i,le ilgili olarak yaptığı görüşmeden sonra, ayni yerde Kıbrıs Türk Basın Mensublarının katıldığı bir basın toplantısı düzenlendi.

Basın toplantısından sonra ADİSOK heyeti YKP yetkilileriyle birlikte  Mağusa bölgesinde çeşitli ziyaretlerde bulundu.

11755877_1458916691099731_4480997896577212336_nÖğleden sonra, daha önce oluşturulan YKP-ADİSOK Ortak Komitesi, Kıbrıs sorununa  ilişkin görüşmelerini sürdürdüler.

Cuma akşamı, KTÖS Lokalinde düzenlenen halka açık toplantıda ise ADİSOK temsilcileri yurttaşların sorularını yanıtlayarak, Kıbrıs sorunundaki parti görüşlerini anlattılar.

Toplantılardan Notlar:

Gerek sabahki basın toplantısında, gerekse akşamki halka açık toplantıda konuşan ADİSOK Başkanı Pavlos Dinglis özetle şu görüşlere yer verdi:

“Kıbrıs Türk Basın mensublarıyla ve vatandaşlarıyla ilk kez bir araya geliyorum. Bu toplantıları Kıbrıslı Türklere Kıbrıs sorununun önemli noktalarında görüşlerimizi anlatmak, ve sorunun çözümüne yardımcı olmak için, bir fırsat olarak görmekteyiz.

11701200_1458916794433054_6922776436139763875_nİnanıyoruz ki, Kıbrıslı Türklerle, Rumların barış içinde yaşaması için, Kıbrıs’ta barış yapmak ve adamızı yeniden birleştirmek için yeniden çalışmamız lazım.

Korkmadan şunu vurgulamak istiyorum ki, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar yüzyıllarca  dostça, kardeşçe birlikte yaşamışlardır. Sendikacılıktan gelen bir kişi olarak rahatça söyleyebilirim ki Kıbrıslı Türklerle Rumlar, geçmişte birlikte arkadaşça yaşamışlar, birlikte çalışmışlar ve ortak çıkarlar uğruna birlikte mücadele etmişlerdir.

ADİSOK’a göre Kıbrıs sorunu, Birleşmiş Milletler kararları ve başta 649 sayılı karar çerçevesinde çözülebilir. Çözüm adamızın egemenliğini, toprak bütünlüğünü, bağlantısızlığını ve bağımsızlığını sağlamalıdır.

Anayasal olarak çözüm iki bölgeli ve iki toplumlu olmalı, federal yapıyı oluşturacak iki bölgenin eşitliği olmalıdır.

Statü eşitliği olduğu gibi, politik eşitliği de sağlanmalıdır.

ADİSOK’a göre bir çözüm, Türk ordusunun ve yerleşiklerin geri çekilmesi ile herkesin evlerine dönme hakkını içermelidir. Federal çözümde demokrasi, insan hakları, yerleşim, dolaşım ve mülk edinme özgürlükleri sağlanmalı, iki bölgeliliği sağlamak için toprak ayarlaması yapılmalı ve tüm göçmen sorunları çözümlenmelidir. İyi niyetli çabalarla tüm bu sorunların çözülebileceğine inanmaktayız.

Kıbrıs’ta varılacak çözüm, barışçıl yöntemlerle, iki toplum arasındaki dialogla ve kabul edilebilir yöntemlerle olmalıdır. Ancak bu arada Kıbrıs dışında sürdürülen uluslar arası girişimleri de ADİSOK olarak izliyor ve destekliyoruz. Uluslar arası girişimlerin çözüme katkısı olacağına inanıyoruz. Uluslar arası girişimlerin, toplumlararası dialoğa yardımcı olacağı görüşündeyiz.”

Pavlos Dinglis görüşlerini şöyle sürdürdü:

“Şimdi toplumlararası dialoğun zamanıdır ve bunu yaratacak olan gerekli ortam sağlanmalıdır.

Bu aşamada Türk tarafının açık ve kesin bir paket sunması gerektiği kanısındayım. BM Güvenlik Konseyi ve Uluslar arası faktörlerin bu konuda etkili olması gerekir. Kıbrıslı Türkler ve Rumlar çok acılar çektiler ve bunları sona erdirmek için tam zamanıdır.

Bir çözümde tüm Kıbrıslıların refahı ve hayat seviyesi yükselecektir. Ancak barış ve dostluk böyle bir amaç için ön koşuldur. Çözüm her iki topluma aynı düzeyde bir refahı garanti etmelidir.

Böylesi bir çözüme ulaşmak ve iki toplum arasında barış ve dostluğu sağlamak yolunda çaba göstermemiz için hepinize çağrıda bulunuyorum.”

Garantiler Sistemi

ADİSOK Başkanı Pavlos Dinglis, federal bir çözümde garantörlük sistemini nasıl anladığının sorulması üzerine şunları söyledi: “İnanıyorum ki Zürih Garanti Sistemi iflas etmiştir. Çünkü garantörlerin üçü de bu konudaki yetkilerini kötüye kullanmışlardır.

Bize göre en gerçekçi garanti, Kıbrıs’ta iki tarafça kabul edilebilir bir çözüm sağlamak, ve iki toplum arasında barış ve dostluğu tekrar tesis etmektir.

Ancak gerçekçi olarak baktığımızda Kıbrıs Türklerinin büyük çoğunluğunun güvence ihtiyacı içinde olduğunu biliyoruz. Bu endişelerini dikkate alarak değişik bir garanti sisteminin kurulması gerektiğini kabul ediyoruz.

Esas olarak gördüğümüz garantiyi unutmadan, BM Güvenlik Konseyi’nin 52’ci maddesine dayanan, GK daimi üyelerinin bulunabileceği veya bağlantısızların bulunabileceği, veya AT’nin bazı üyelerinin bulunabileceği, bunların arasında Türkiye ve Yunanistan’ın da olacağı bir garantörler sistemine itirazımız yoktur. Ancak bir garantörün tek başına, tek yanlı olarak müdahale hakkı olmasını kabul etmiyoruz.

Pile Olayları

Son Pile olayları ile ilgili görüşleri sorulan ADİSOK Başkanı Pavlos Dinglis şunları söyledi: “Biz ADİSOK olarak Kıbrıs’ta her kesimin dini görevlerini yerine getirme hakkına sahip olması gerektiğini savunuyoruz. Bütün Kıbrıs’ta arzu eden Cami, arzu eden  Kilise yapabilir. İsteyen mevcutun üzerine minare veya çan kulesi de yapabilir. Onun için Pile’deki Cami’ye minare yapılması konusunda niye bu kadar gürültü yapıldığını anlamış değiliz. Minare dikmekle iki toplum arasında stratejik dengenin bozulacağı veya minarenin stratejik amaçlarla kullanılacağı iddiaları bizce safsatadan ibarettir. Yazık ki ülkemizde uydurma nedenlerle şövenizmi tahrik edenler vardır.”

Pile’deki minare olayı üzerine konuşan ADİSOK Merkez Komitesi üyesi Thomas Dimitriu ise, Kıbrıs’ta ayrılığı pekiştirmek isteyenlerin, iki toplumun birlikte yaşayabileceğinin örneği olan Pile’de şimdi olduğu gibi geçmişte de karışıklık çıkarmak istediklerini hatırlatarak, bu tür girişimlere karşı mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.

ADİSOK yetkilileri kendilerini izleyenlere teşekkür ederek, yakın gelecekte Kıbrıs’ta normal koşullara dönüleceğine ilişkin umutlarını dile getirdiler. İki taraf arasındaki temasların engellemelerle dolu böylesi anormal koşullarda yapılacağı günlere gelinmesi temennisinde bulundular.

 

ADİSOK Başkanı Yardımcısı Mihalis Papapedru:

“SEÇİMLERDE ESKİ VE YENİ ARASINDA MÜCADELE OLACAK”

Kıbrıs Rum toplumu içinde 19 Mayıs’ta yapılacak parlamento seçimleri için seçim kampanyası yoğun bir biçimde sürüyor.

Kıbrıs televizyonu CBC, Pazartesi geceleri, Rum partilerinin yetkililerini basın mensubları ve halkla tartıştırıyor.

Bu çerçevede, Yenilikçi Demokratik Sosyalist Partisi (ADİSOK) Başkan Yardımcısı Mihalis Papapedru, 15 Nisan Pazartesi gecesi televizyonda, stüdyoya çağrılan iki gazetecinin ve telefonla da halkın sorularına yanıt verdi. Papapedru, tartışmanın açış konuşmasını yaparken, önümüzdeki seçim yarışının eski ile yeni arasında olacağını söyledi.

Ülkenin sorumlu ve ciddi politikacılara gereksinimi olduğuna işaret eden ADİSOK Başkan Yardımcısı, oy kazanma kaygısıyla yapılan demagojilerden artık vazgeçilmesi gerektiğini belirtti.

Papapedru, ülkede, soluduğumuz oksijen kadar, siyasi cesareti olan, yaratıcı yeni fikirlere sahip sorumlu politik güçlere gereksinim vardır” dedi. Papapedru, neden diğer partilerde olduğu gibi ADİSOK’un Başkan tarafından temsil edilmediği yolundaki bir soruya karşılık şöyle dedi:

“ADİSOK, sadece lafta değil fakat ayni zamanda gerçekte de bir liderlik partisi değildir. ADİSOK çok sayıda televizyon ve radyo programları için sadece bazı kişilerin konuşmasını değil, kadrolarında yer alan çok sayıda kişinin konuşma yapmasını kararlaştırdı. Çünkü, ADİSOK’un kadrolaşmasının nitelikli olması gerektiğine inanıyoruz. Böylece gerçek amaçlarımızı ve gerçek yüzümüzü halka göstermiş oluyoruz. İşte bu nedenle bu gün burada ben bulunuyorum.”

Bir başka soru üzerine politik yaşamda tutarlılığın çok önemli olduğuna işaret eden Papapedru, ancak tutarlılığın, bazı dogmaların içinde hapsolma yada basma kalıplarla hareket etme anlamına gelmediğini söyledi. Papapedru, bir başka soru üzerine, ADİSOK’u bugün karakterize eden şeyin yeni kişiler, yeni ruh ve yeni yaklaşımlar olduğunu belirtti.

ADİSOK’un yeni bir hareket, yeni bir parti olduğuna işaret eden Papapedru, ancak parti liderliğinin konumu aracılığıyla ADİSOK’un, işçi hareketinin tarihiyle bağlantılı olduğunu bildirdi.

Papapedru, bu geçmişten dersler çıkardıklarını ve bugünkü durum karşısındaki yaklaşımlarına ışık tuttuğunu söyledi.

Partinin ideolojisinin net olduğu konusundaki bir soruya jkarşılık Papapedru şu yanıtı verdi:

“Bizim ideolojimiz demokratik sosyalizm’dir. Sosyalizmi biz, sosyal adalet olarak anlıyoruz. Bu da, insanı, dikkatimizin merkezinde tutarak çalışan insana ve genel anlamda insana hızmet vermek anlamındadır. Geçmişte öylesine bir sosyalist ideoloji oluşmuştu ki bu ideoloji, toplumsal gelişmeyi belirlemeye çalışıyordu. Bu da yıkımı ve dağılmayı getirdi. Bize göre sosyalizm, hazır bir şey, ya da basma kalıp bir model değildir. Bize göre sosyalizm, yani demokratik sosyalizm, demokrasi, özgürlük, sosyal adalet, eşitlik gibi ilkelere hızmet etmeyi amaçlayan derinlemesine demokratik toplumsal bir mücadeledir.”

Yani siz Marksizm-Leninizmi red ediyormusunuz, şeklindeki soruya karşılık Papapedru “Marksizm-leninizm, bizim hareketin ideolojisi değildir” dedi. Sol bir parti olduklarını ancak komünist partisi olmadıklarına işaret eden Papapedru, yeni AKEL’den farklı ve yeni bir parti olduklarını, partinin kadrolarında sadece eski AKEL üyelerinin değil, Sosyalist EDEK partisinden gelen demokrat kişiler de bulunduğunu kaydetti. Papapedru, partilerinin, bugünkü toplumsal sorunlara yeni öneriler getirmeye çalışan yeni bir hareket olduğunu bildirdi. Marksizm-Leninizmden vazgeçmelerine yol açan dönüm noktasının ne olduğu konusundaki bir soruya karşılık Papapedru şöyle konuştu:

“Benim ve daha bir çok partilinin daha önce üyesi olduğu AKEL içindeki görüş ayrılıkları, son zamanlarda başlamış değildir. Sosyalizm konusundaki görüş ayrılıkları yıllarca önce başlamıştı. Dünyada ve Sovyetler Birliğinde son yıllarda meydana gelen gelişmeler bizim konuşmamızı kolaylaştırdı. İkinci bir görüşün kamu oyu önünde tartışılamayacağı aşamasına gelindiğinde biz kendimizi AKEL’in dışında bulduk. Kendi istencimizi açıkca ifade etmemiz, partinin tüzüğüne aykırı, partiye ihanet ve demokratik merkeziyetçilik ilkelerine karşı olarak görülmeye başlanmıştı.”

Tartışmaya katılan gazetecilerden birinin, Sosyalist EDEK partisi başkanı Vasos Lissarides’in, ADİSOK’un neden kurulduğunu anlayamadığı yolundaki bir demecini hatırlatma üzerine Papapedru şunları söyledi:”Kıbrıs halkının bütününün anladığı bir şeyi, Lissarides gibi deneyimli bir politikacının da anlaması gerekirdi. Ayni zamanda şunu belirtmek isterim ki örgüt kurulmasına yada kurulmamasına izin verilmesi yada verilmemesi tuhaf bir şeydir. Bize göre toplumda siyasi bir boşluk vardı. Ve ADİSOK bu boşluğu doldurmak için geldi. İnanıyoruz ki mesajlarımız ve yenilenmenin mesajları, Avrupa eğilimli olan çağdaş bir Sosyalizmin mesajlarının gerekliliği, sözde Sosyalizmi ve üçüncü Dünya Sosyalizmini geride bırakan bir solu artık dünyada bir gerekliliktir. ADİSOK’un da çabası işte bu yöndedir.”

Parlamentoya girip giremeyecekleri konusundaki bir soruya karşılık Papapedru, ellerindeki verilerin, parlamentoya güçlü bir şekilde girecekleri yönünde olduğunu söyledi.

Bir seyircinin, ADİSOK’un Kıbrıslı Türklerle yaptığı bir görüşmeden sonra yayınlanan ortak açıklamada, her iki toplum içindeki şövenist güçlere karşı mücadele edileceğinin belirtildiğini anımsatması ve Rum toplumu içindeki şövenist güçlerin kimler olduğunu sorması üzerine şunları söyledi: “Öyle kişiler vardır ki, verdikleri demeçlerde, “iyi Türk, ölü Türk’tür” diyorlar. Kıbrıs sorununun çözümünü Rum tarafının Türk tarafına baskı uygulamada görüyorlar. İşte şövenistler bunlardır. Maalesef yabancılar tarafından kıkırtılan şövenizm hastalığı her iki tarafta da kendini gösteriyor. Her iki tarafta da, iki toplum arasında düşmanlığı kışkırtan güçler olmuştur. Biz bu duruma artık son vermemiz gerektiği inancındayız. Kıbrıs sorununun çözümü, iki toplumun uzlaşmasından, federal bir çözümden geçiyorsa, her şeyden önce kötü niyeti ortadan kaldırmamız gerekir. Kötü niyet her iki tarafta da vardır. Bu nedenle biz politik olarak iki toplumun yakınlaşmasına çok önem veriyoruz. Politik yakınlaşma Kıbrıs sorununu çözmeyebilir. Ancak Kıbrıs sorununun çözümü yönünde ilerleme sağlanması için uygun koşulların oluşmasına yardımcı olacaktır. 17 yıldan beri sadece bir slogan olarak kaldı ve ADİSOK’un kurulmasından sonra bu süreç pratikte uygulanmaya başlandı.”

AKEL genel sekreteri Dimitris Hristofias’ın, Kıbrıs sorununun çözümünün, Girne’den geçtiği yolunda son zamanlardaki demecinin hatırlatılması ve bu görüşü paylaşıp paylaşmadığı yolundaki başka bir soru üzerine Papapedru şunları söyledi:

Ülkemizin en büyük sorunlarından birinin ve sorunumuzun çözümlenmesinde ileri adım atılmamasının en başta gelen nedenlerinden birinin de hala sloganlarla uğraşmamız olduğu görüşündeyim. Bu sloganları, içeriğiyle ilgilenmeden ve Kıbrıs sorununun çözümü için halkın önünde tartışmadan ortaya atıyoruz. “Çözüm Girne’den geçer” sloganı, Girne’nin de federal bir Kıbrıs çözümü içinde olduğu anlamına geliyorsa böyle bir slogana karşı söyleyceğim bir şey yoktur çünkü Girne, federal bir Kıbrıs çerçevesinde olacaktır. Ancak, bizim taraftaki bazı çevrelerden, “sınırlarımız Girne’de biter” pek tabii ki, Rum tarafının sınırları Girne’de biter demek istiyorlar, ayni zamanda da diğer taraftan da sınırlarının Baf’ta bittiği yolunda sloganların ortaya atıldığı bir aşamada biz, bu tür sloganlardan endişe duyuyoruz. Endişe ediyoruz, çünkü, yıllardan beridir hiçbir siyasi güç, federal bir çözüm çerçevesinde, Girne’nin, oluşacak Kıbrıs Türk Federe Devleti içinde olacağını söyleme cesaretini gösteremedi. Bizim tutumumuz odur ki, çözümü bazı kasaba ve köylerden geçirmek yerine, halkımızın insan haklarının bu ülkede uygulanmasını sağlayacak adil ve kalıcı bir çözüm bulunması için Türk tarafının katı tutumunu değiştirmeye uğraşmalıyız.”

ADİSOK Başkan Yardımcısı tüm göçmenlerin istisnasız evlerine dönmesini öngörmeyen bir çözümü kabul eder misiniz şeklindeki bir soruya karşılık şunları söyledi:

“Biz, tüm göçmenlerin evlerine dönme hakkının kabul edilmesinden yanayız. Biz bunun için mücadele edeceğiz. Ülkede, bunun aksine bir politika izleyen bir parti olduğuna da inanmıyoruz. Kıbrıs sorunundaki çıkmazı kırabilmemiz için bu tutumu her zaman ön planda tutmalıyız. Fakat ayni zamanda Makarios’la Denktaş’ın 1977’de ve Kiprianu ile Denktaş’ın 1979’da imzaladıkları Doruk antlaşmalarını da ön planda tutmalıyız.

Göçmenlerin evlerine dönmelerinin, iki toplum arasındaki güvenin sağlanmasından ve bulunacak çözümün niteliğinden geçtiğine inanıyoruz. Ayni zamanda bu, Kıbrıs’ın Avrupa Topluluğuna tam üye olmasıyla da mümkün olacaktır.”

Papapedru, bazı göçmenlerin evlerine dönmeyeceğini açıkça söylemenin siyasi açıdan yanlış olup olmadığı yolundaki bir soruya karşılık şöyle konuştu:

“Göçmenlerin evlerine dönmek isteyip istemeyecekleri konusunda ben herhangi bir yorum yapmak istemiyorum. Ancak konuları, artık açık olarak konuşma zamanının geldiğine inanıyorum.

En azından kendi aramızda açık yürekli olmalıyız. Özellikle seçimlerin olduğu zamanlarda oy kaygısıyla gerçek görüşlerimizi saklayarak bir yere varamayız. ADİSOK olarak biz, oy kriterleriyle böyle bir tutum içine girmekten kaçınmaya kararlıyız. Hristofias, bundan bir süre önce Dikomo’ya dönmeyeceğini söylemişti. Hristofias gibi düşünen binlerce göçmen vardır.”

Papapedru, Kıbrıslı Türklerin kendilerini güvenlik içinde hissedecekleri düzenlemeler yapılması durumunda Türk askerlerinin adadan çekilmesini isteyen ve kabul eden çok daha fazla güçler olduğunu da sözlerine ekledi..Kıbrıslı Türklerle yaptıkları temaslarda güvenlik sorununun kendilerine defalarca iletildiğini kaydeden ADİSOK  Başkan Yardımcısı, kendilerinin de tehlikede olduğunu söylemelerinin yeterli olmadığını, önemli olanın, federal bir çözümde Kıbrıslı Türklerin kendilerini güvenlik içinde hissedecekleri düzenlemeler yapılması olduğunu belirtti.

Papapedru, bir başka soru üzerine Kıbrıslı Türkler için ayrı “self determinasyon” hakkı olmasını savunmadıklarını söyledi.

Konuya azınlık çoğunluk meselesi açısından bakılmasının, federal çözüm dışına çıkılması anlamına geleceğini anlatan ADİSOK Başkan Yardımcısı, eşitlikten söz ederken sayısal eşitlik değil siyasi eşitliği kastettiklerini ve dünyada, eşit siyasi birimleri olmayan hiçbir federasyon bulunmadığını söyledi.