1964 Erenköy olayları ve Türkiye Komünist Partisi yaklaşımı

146

Türkiye Komünist Partisi’nin yasadışı olarak yayınlanan “Yeni Çağ – Barış ve Sosyalizm Problemleri Dergisi”nin Temmuz-Ağustos 1964’deki sayısında Kıbrıs’taki gelişmeler değerlendirilmiş, TKP Merkez Komitesinin açıklamalarına yer verilmişti.
[Not: Bugün Türkiye’de olan TKP ile ilgili Nabi Yağcı şöyle bir not düşmüştü: “2001 senesinde kendisine SİP diyen eski TİP’ten kopma küçük burjuva, troçkist karışımı bir grup bir gecede yangından mal kaçırır gibi kendi ismini değiştirdi, adına TKP dedi, bunu da devlete tescil ettirdi. (…)  Bu parti devletten icazetli bir TKP’dir” Bu nedenle bu açıklamalarla bugünkü TKP’nin bir ilişkisi yoktur…]

Konu ile ilgili sayıda yer alan açıklama ve yazılar (http://www.tustav.org arşivinden):

Yeni Çağ – Barış ve Sosyalizm Problemleri Dergisi – Temmuz-Ağustos 1964 Sayı: 7-8, Sayfa 445- 446, 1964,


 

Türkiye halkına çağrı

Yurttaş!

Kıbrıs halkının tam bağımsızlığını elde etmek için açtığı savaş, emperyalistleri saldırgan amaçlarında birleştiren NATO’yu harekete getirmiştir. Bu yüzden, emperyalistlerin Kıbrıs planlarını gerçekleştirmekle görevli Ankara hükümeti, memleketimize ancak felaket getirebilecek tehlikeli bir maceraya atılmıştır. Yurdumuzun kaderini ellerinde tutanlar ateşle oynamağa başlamışlardır.

Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesinin 20 Şubat 1964 tarihi kararında şöyle deniliyor: “Kıbrıs’a karşı girişilen askeri saldırganlık hazırlıkları, tecavüz tehdit ve denemeleri memleketimizi korkunç bir harp felaketiyle karşı karşıya getirmiştir. Halkımızın uyanık olması gerektir. Gerici çevrelerin Kıbrısta kardeş kavgasını körükleyen kışkırtıcı, ayırıcı faaliyetlerine karşı, NATO’cu emperyalistlerin çıkarına olarak ve onların diktasıyla bugünkü Ankara hükümetinin Kıbrısın içişlerine müdahalesine, askeri saldırganlık hazırlık ve denemelerine karşı aktif mücadele, başta komünistler olmak üzere, bütün Türk yurtseverlerinin bugünkü en önemli vazifedir.”

Kıbrısta ki son olaylar, durumu büsbütün ağırlaştırdı. Hükümetçe tutulan yolun memleketimizi bir harp ateşine sürüklediği gerçeğini bir kere daha ortaya koydu. Türk ordu birlikleri ve donanması İskenderun limanına yığıldı. Büyük Millet Meclisi, özel bir oturumunda, gericilerin baskısı altında aldığı bir kararla, hükümete, gerektiği taktirde Kıbrısa asker çıkarma yetkisi verdi. En yetkili resmi ağızlar saldırının zaruri olduğunu, hazırlıkların tamamlandığını, adanın 6 saat içinde işgal edilebileceğini pervasızca ilan ettiler. Başbakan İnönü, son Vaşington ve Londra yolculuğundan, hazırlanan saldırı planını beğendirmiş ve cesaretlendirilmiş olarak döndü. Çok geçmeden de, Ankara’da Kıbrısın «Türkiyeye saldırmağa hazırlandığı» yolunda resmi bir uydurma haber yayıldı. Bu gülünç bahaneyle de havadan ve denizden, Birleşmiş Milletlerin üyesi egemen Kıbrıs Cumhuriyetine saldırıldı; Rum ve Türk köyleri barbarca ateşe verildi; hiçbir şeyden habersiz, silahsız Rum ve Türk halkı, yüzlerce masum insan, çoluk çocuk napalm bombalarıyla yakıldı.

Bu saldırı hareketine, Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin adada bulunduğu ve durumu düzeltmek için tedbirler aldığı bir sırada girişiliyor. Çünkü, adada durumun düzelmesi NATO’lu emperyalistlerin işine gelmiyor. İki cemaat arasında barışın sağlanmasına engel olmak için şimdiye kadar gerek Ankara hükümetinin eliyle, gerek başka ellerle girişilen kışkırtmaların bu defa en tehlikelisine başvurulmuştur.

Bu saldırının, Kıbrısı elden bırakmak istemeyen NATO kodamanlarının planlarına uygun olarak hazırlandığı açıktır. Saldırıdan bir gün önce, Bakanlar Kurulu toplantısına Ankaradaki Amerikan Büyükelçisinin de katılmış olmasına başka bir sebep aramağa lüzum yoktur. Ankara hükümetinin resmen açıkladığına göre, askeri harekat sırasında NATO’ya muntazaman rapor verilmiştir.

NATO politikasının Türkiye için taşıdığı büyük tehlike, Kıbrıs meselesinde bütün dehşetiyle kendisini gösterdi. Bu politikanın kimlerin yararına yürütüldüğü, özellikle bu meselede tamamiyle ortaya çıktı.

Bugünkü hükümet reform vaatleriyle iktidara gelmişti; hatta kendisine «reform hükümeti» diyecek kadar ileri gitmişti. Şimdi bu sahte vaatleri örtbas etmek için Kıbrıs işine bir cankurtaran gibi sarılmışa benziyor. Fakat bu «cankurtaran» yalnız bu hükümeti değil, bütün memleketi batırabilir. Eğer bugün, her türlü kışkırtmalara rağmen, yurdumuz bir harp ateşi içinde değilse, bunu ancak barışsever devletlerin azimli davranışlarına borçluyuz. Emperyalistlerin istedikleri yerde diledikleri gibi at oynatabilecekleri bir devirde değiliz. Bugün milli bağımsızlıkları uğrunda savaşan halkların güvendikleri ve güvenebilecekleri kuvvetler vardır.

Ankara idareci çevreleri, gerici kuvvetler, her vasıtayı kullanarak, barışçı halkımızı, yurtsever gençlerimizi çelmeğe, memlekette estirdikleri harp havasının akıntısına katmağa çalışıyorlar. Gerici hükümetler, emperyalistlerin Kıbrıs meselesinde, duruma göre, zaman zaman değişen tutumlarını kolaylıkla benimseyerek, bunları Türkiyenin «milli tezi» diye ileri sürmekte bir hayli ustalık göstermişlerdir. Son saldırı denemesi barışsever devletlerin kesin ihtarıyla suya düşünce, emperyalistler adadan çıkmamak için yeni bir yol aramağa koyuldular. Amerikanın soğuk harp uzmanı tanınan Çesona yeni bir plan hazırlatıldı. Bu plana göre, NATO kuvvetleri adada kalmak şartıyla «Enosis» gerçekleştirilecek, yani ada Yunanistan’a katılacaktır. Ankara hükümeti bu planı da benimsemeye hevesli görünüyor.

Yurttaş! Ankara hükümeti saldırgan ortaklarının planlarını gerçekleştirmek için ateşle oynamaktadır. Memleketimiz yabancı menfaatler uğruna korkunç bir harbin eşiğine sürüklenmiştir. Harp, memleketimize, halkımıza ancak felaket getirir. Yurdunu, halkını, aile ocağını seviyorsan, hangi partiden olursan ol, hangi siyasi, dini inancı taşırsan taşı, memleketimizi yabancılar çıkarına kurban etmek istiyenlere karşı dur!

Bugünkü hükümetin saldırganlık politikası, barışçı Türk halkının politikası olamaz, Türkiyenin milli politikası olamaz. Halkımız harp değil, barış istiyor!

 

22 Ağustos 1964

TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ MERKEZ KOMİTESİ 

 

Yeni Çağ – Barış ve Sosyalizm Problemleri Dergisi – Temmuz-Ağustos 1964 Sayı: 7-8, Sayfa 448-449, 1964,


 

Halkımıza çağrı

Yurttaş!

Son Ankara, İstanbul ve İzmir gösterileri, bazı gerici grupların bu harekete başka bir yön verme çabalarına rağmen, hükümetin NATO’culuk politikasının artık tamamiyle iflas ettiğini ortaya koymuştur. Bu olaylar NATO’culuk, Amerikaya körü körüne bağlılık politikasının içyüzünü halkımızın artık anladığını gösterir. Bu politikanın bir sonucu olarak Kıbrısta girişilen macera yurdumuzu korkunç bir harp felaketiyle yüz yüze getirmiştir.

Halkımız bugün, memleketimizin bağımlı duruma neden düştüğünü görüyor, NATO boyunduruğundan kurtulmak için aktif bir mücadeleye girişmiş bulunuyor. Egemen çevreler hala NATO başlarıyla entrikalar çevirmek, pazarlıklar yapmak, iflas eden millet düşmanı politikalarını sürdürmek hevesindedirler. Gerici çevrelerin, bu protesto gösterilerinden kendi politikaları için faydalanma çabasında oldukları meydandadır. Hükümeti tuttuğu yoldan çevirmek için, halkın, giriştiği bu savaşı daha da geliştirmesi, genişletmesi ve bu hareketi gericilerin kendi amaçlarına yöneltme çabalarına karşı uyanık olması gerektir.

Gösterilerin asıl özü ve özelliği, halkın 15 yıl boyunca açıktan açığa söyleyemediklerini bütün sesiyle haykırmasıdır: «Amerikalı defol! ». Halkımız, şimdiye kadar kaçak olarak, Meclisten geçmeden yürürlüğe konan, Amerikayla bağlanmış «İkili anlaşma» nın bozulmasını, dış politikamızın kökten değiştirilmesini, topraklarımızdan NATO ve Amerikan üslerinin, egemenlik haklarımızı çiğneyen bütün anlaşmaların, emperyalistlere verilen imtiyazların kaldırılmasını istiyor.

Türkiye Komünist Partisi, uzun yıllardır, bu Amerikan – NATO köleliğine karşı, milli bağımsızlık, bağımsız dış politika, barış ve demokrasi uğrunda halkımızı savaşa çağırmıştır. Batılı emperyalist devletlerin saldırgan amaçları için kurulan NATO’nun politikasına bağlanma, yurdumuza, halkımıza yıkımdan başka bir şey getiremezdi ve getirmedi. Halk bu acı gerçekleri artık görüyor. Gerici hükümetlerin Amerikacı politikası yüzünden binlerce Memetçik Korelerde kırdırıldı. Batılı sömürgecilerin çıkarına olan harpçı bir politika yüzünden memleket ağır borçlar altına girdi, emekçi halk ağır vergiler altında ezildi. Yine bu bağımlı politika yüzünden hükümet Kıbrıs macerasına girdi ve memleket harp uçurumunun kenarına getirdi.

Bu duruma dayanamayan halk sokaklara çıktı. Şimdi o, Amerikayla, NATO’yla bağlanan anlaşmaların bozulması, bağımsız milli bir politika için aktif olarak savaşa atılmıştır. İsteklerini gerçekleştirmek için, onun daha teşkilatlı, emperyalistlerin, NATO’cuların yerli ajanlarına karşı daha uyanık olması gerektir.

Türkiye Komünist Partisi, halkımızın, milli bağımsızlık, barış ve demokrasi uğrunda, NATO’dan, Amerikan köleliğinden kurtulmak için girişilen bu kutsal savaşını var gücüyle destekliyor. Komünist Partisi, politik görüşleri, inançları ne olursa olsun, hangi partiden olursa olsunlar, bütün yurtsever güçleri birleşmeğe ve yurdumuzu korkunç bir harbe sürükleyen NATO politikasına karşı, Amerikan boyunduruğuna karşı savaşa çağırıyor.

 

1 Eylül 1964

TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ MERKEZ KOMİTESİ